KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2018/1894 E., 2018/14110 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
334 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı-karşı davalı kadın tarafından 26.05.2014 tarihinde Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesine dayalı boşanma davası açılmıştır.
Kadın tarafından açılan davaya karşı davalı davacı erkek tarafından 17.11.2014 tarihinde yine Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesine dayalı boşanma davası açılmış, dosyaların birleştirilerek yapılan yargılaması sonucunda mahkemece “Her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın lehine maddi ve manevi tazminata, velayetin anneye verilmesine ve ortak çocuklar yararına tedbir ve iştirak nafakasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece verilen 26.05.2014 tarihli bu hüküm davalı-karşı davacı erkeğin her iki dava yönünden temyizi üzerine. Yargıtayca davacı-davalı erkeğin özel boşanma sebeplerine dayalı talepleri hakkında hüküm kurulmaması ve maddi tazminat talebi hakkında verilen karar yönünden bozulmuş, bozma sebebine göre, diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ” şeklinde karar verilerek usulden bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, bozma sonrası verilen kararla “Davalı-karşı davacının zina ve haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı boşanma davalarının reddine ve davalı karşı davacının ev eşyaları bedeli ve para alacağına ilişkin talepleri konusunda davalı karşı davacı vekili harç yatırmayacağını beyan ettiğinden usulüne uygun açılan dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, ” dair karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen bozma kararında ortada hukuki varlık kazanmış bir kararın mevcut olmadığı, yeniden yargılama yapılarak hüküm verilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş, temyiz ve bozma sınırlandırılmamıştır. Kanunun sarih maddesine aykırılığa dayanan (HUMK m. 439/2) bu nitelikte bir bozma ile hüküm tamamen ortadan kalkmıştır. Öyleyse; bozmadan sonra her iki davada boşanma ve ferileri konusunda yeniden hüküm tesis edilmelidir.
Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesis edilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/1894, K. 2018/14110, 5 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama