KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2018/3660 E., 2018/11244 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma ve Çeyiz Eşyası
Karar Metni
310 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından tazminatların, yoksulluk nafakasının ve iştirak nafakasının miktarları yönünden; davalı erkek tarafından ise her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Davacı kadın 17.7.2018 tarihli dilekçesi ile boşanma davasından feragat ettiğini bildirdiğinden bu husus gözetilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir
2- Davalı erkeğin çeyiz eşyasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Mahkemece iadesine hükmedilen çeyiz eşyalarının ayrı ayrı nitelik, adet ve bedellerinin hükümde yazılmadığı, bilirkişi raporuna atıf yapıldığı anlaşılmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin (2). fıkrasında; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında: açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Kanunun 298. maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir.
Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/3660, K. 2018/11244, 17 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama