KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2018/4913 E., 2018/10077 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
Karar Metni
410 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından; kusur belirlemesi, nafakaların ve tazminatların miktarı ile ziynet alacağı davasının reddedilen kısmı yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise; her iki boşanma davası, kadının ziynet alacağı davasının kabul edilen kısmı ile hakkında hüküm kurulmayan tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarının yanında davalı-karşı davacı erkeğin ayrıca kadını aşağıladığının, yine de boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin tam kusurlu olduğunun ve kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının kararın kesinleşme tarihinden itibaren hüküm ifade edeceğinin anlaşılmasına göre, tarafların aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükmün gösterilmesi gerekir (HMK m. 26, 297/2). Yasal gereklilik böyleyken davalı-karşı davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) talebi bulunduğu halde; bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması Anayasa hükmüdür (TCA m. 141/3). Mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesi ve kararlarını somut ve açık olarak gerekçelendirmesi hukuki dinlenilme hakkının da (HMK m.27) bir gereğidir. Yargı organları her iki tarafın iddia ve savunmaları ile delillerini değerlendirilip, sabit görülen maddi vakıaları ve bunlardan çıkardıkları sonuç ve hukuki sebepleri gerekçelerine yansıtmalıdırlar.
Somut olaya gelince; mahkemenin gerekçeli kararında, kadının ziynet alacağı talebi yönünden usul ve kanuna uygun, hüküm kurmaya elverişli teknik bilirkişi raporunda bildirilen miktar yönünden (kısmen) ziynet alacağı talebinin hüküm altına alınmasına karar verildiği belirtilmiş ise de, davacı-karşı davalı kadının ziynet alacağı talebinde kabul edilen kısmın neden kabul edildiğine yönelik hiçbir gerekçe belirtilmemiş, bu husus gerekçede tartışılmamıştır.
Bu haliyle karar, ziynet alacağı talebi yönünden yeterli gerekçeden yoksun olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294/1-c maddesindeki unsurları içermemektedir. Bu bakımdan, ziynet alacağına ilişkin istek yönünden gerekçesiz karar oluşturulması usul ve kanuna aykırı bulunmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/4913, K. 2018/10077, 26 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama