KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2019/1199 E., 2019/2115 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2019
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma-Ziynet Alacağı
Karar Metni
425 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından manevi tazminatın reddi, ziynet alacağının reddedilen kısmı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Mahkemece "...
Davalı erkeğin eşini seni döverim diyerek tehdit ettiği, eşini kayıp bir eşya olduğunda hırsızlıkla suçladığı..." gerekçesiyle boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş, ancak bu olayın kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı gerekçesiyle kadının manevi tazminat (TMK m. 174/2) talebi reddedilmiştir.
Davalı erkeğin mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen bu kusurlu davranışı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder. Toplanan delillerden, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK.m.
50 ve 51) dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davacı kadının kabul edilen ziynet alacağı davası nedeniyle kabul edilen miktar üzerinden kendisini vekil ile temsil ettiren davacı kadın lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru görülmemiştir.
4- Mahkemece gerekçeli kararın hüküm bölümünün (6) numaralı bendinde “Davacı tarafından yapılan 62 TL. yargılama gideri davalıdan alınıp davacıya verilmesine" hükmedilmesine rağmen ve devamında tekrar (6) nolu bent yazılarak bu defa da “Yapılan yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına” şeklinde hüküm kurulmuştur. Mahkemece, yargılama giderleri konusunda iki farklı hüküm yazılarak hükümde çelişki yaratılmıştır.
Talep sonucunun; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde, hükümde gösterilmesi gerekir (HMK m. 297/2). Bu yasal gerekliliğe aykırı olarak, yargılama giderleri konusunda, mahkemece, çelişkili karar verilmiştir. Mahkemece yapılacak iş; yargılama giderleri konusunda tereddüt uyandırmayacak şekilde, yeniden karar vermekten ibarettir. Yargılama giderlerine ilşikin hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/1199, K. 2019/2115, 5 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama