KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2019/370 E., 2019/1701 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma - Ziynet Alacağı
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; tazminat ve nafaka miktarları ile kişisel ilişki yönünden, davalı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi, tazminatlar, kadın yararına hükmolunan nafakalar ve ziynet alacağı davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
3- Tefhim edilen kısa kararda "1 adet çeyrekli 14 ayar bileklik, 1 adet 14 ayar yarım altın kolye, 3 adet 14 ayar künyenin davalıdan alınarak davacıya aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde belirtilen ziynetlerin bedeli olan 3.815,00 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verildiği halde; gerekçeli kararın hüküm fıkrasında "1 adet 14 ayar yarım altın kolye, 3 adet 14 ayar künyenin davalıdan alınarak davacıya aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde belirtilen ziynetlerin bedeli olan 3.815,00 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilerek kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294/3. maddesi uyarınca, hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (HMK m. 298/2). Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz/kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, 10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/370, K. 2019/1701, 26 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama