KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2019/587 E., 2019/8485 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2019
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Davacı-davalı
- ...
- Davalı-davacı
- ...
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
372 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, erkeğin kabul edilen davası, reddedilen nafaka, tazminat talepleri ve velayet yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 10.09.2019 günü temyiz eden davalı-karşı davacı ... vekili Av. ... ile karşı taraf davacı-karşı davalı ... vekili Av. ... Yüce geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Velayet kamu düzenine ilişkin olup, velayet düzenlemesinde asıl olan çocuğun üstün yararıdır. Ana ve baba ile çocuğun yararı çatıştığı takdirde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gerekir. Boşanmanın ileriye yönelik etkilerini hafifletmekte ve çocuğun boşanmadan sonraki hayata alışmasında ki en önemli etken, çocuğun hayatında kararlılık ve sürekliliğin sağlanmasıdır. Ortak çocuk henüz altı yaşında olup, halen anne ile birlikte yaşamaya devam etmektedir.
Çocuğun üstün yararının tespiti amacıyla düzenlenmiş bulunan dosyada mevcut uzman görüşleri dikkate alındığında; dava konusu küçüğün mevcut yaşam düzeni, anne ile kurduğu bağ, anneden ayrılmaya yönelik duyarlılığı, yaşı ve içinde bulunduğu gelişim döneminin özellikleri, anne varlığının küçüğün psiko-sosyal gelişimi açısından önemi, annenin sergilediği ebeveyn tutumu ve küçüğe yaklaşımı, küçüğün gelişimini destekleyici düzenlemeler yapma yönündeki çabası ve istekliliği, bu isteğindeki samimiyeti göz önüne alındığında velayetin anneye verilmesi gerekirken,
yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuş bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/587, K. 2019/8485, 10 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama