KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2019/6959 E., 2020/422 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2020
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Karar Metni
294 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından; kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tazminatlar, vekalet ücreti yönünden, davacı-karşı davalı kadın tarafından ise katılma yoluyla kusur belirlemesi ve tazminat miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-karşı davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
3-Davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında "Karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi halinde, yargılama giderleri ile bunun kapsamına dahil olan vekalet ücreti (HMK m.323/1- ğ) hakkında, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumu nazara alınarak hüküm tesis edilmelidir (HMK m. 331/1) O halde;davalı- karşı davacı erkeğin dava açmakta haklı olduğu gözetilerek kendisini vekille temsil ettiren davalı- karşı davacı erkek yararına vekalet ücretine hükmolunması gerekirken, vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/6959, K. 2020/422, 28 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama