KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2019/8019 E., 2020/183 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2020
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
242 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
02.05.2008 tarihinde davacı erkek tarafından açılan boşanma davası sonucunda tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmiş, mahkemenin gerekçeli kararı, aradan dokuz yıldan fazla bir süre geçtikten sonra 05.02.2019 tarihinde davalı kadına tebliğ edilmesi üzerine, davalı kadın süresi içerisinde kararı temyiz etmiştir.
Davalı kadın temyiz dilekçesinde, boşanma kararından sonra eşi ile barışıp birlikte yaşadıklarını, evliliklerinin bu kadar süre fiilen devam ettiğini ve bu süre içerisinde ortak iki çocuklarının dünyaya geldiğini ileri sürmüştür.
Kararın dokuz yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra tebliğe çıkarılması, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı olduğunu göstermesi yanında, bu süre içinde tarafların birlikte yaşamaya devam etmesi, 12.12.2010 doğumlu Şeyda Emirhan ile 09.07.2013 doğumlu Edanur'un dünyaya gelmiş olması, davacı erkeğin boşanma iradesinden vazgeçtiğini ve tarafların daha evvel aralarında geçmiş olayları da karşılıklı olarak affettiklerinin kabulünü gerektirir.
Bu bakımdan kararın oluşmasından sonra uzun süre tarafların birlikte yaşamaya devam etmeleri olgusu, hükmün sonucuna etkilidir. Gerçekleşen duruma göre boşanma iradesinin samimi olmadığı anlaşılmakla, erkeğin boşanma davasının reddine karar vermek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/8019, K. 2020/183, 15 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama