KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2020/2547 E., 2020/4346 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2020
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
380 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi, nafakaların ve tazminatların miktarı yönünden; davalı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, kadın lehine hükmolunan nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı erkeğin tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece verilen ilk hüküm taraflarca temyiz edilmiş, davacı kadının boşanma yönünden kararın temyiz edilmemesi nedeniyle bu konuda kesinleşmenin yapılması talebi üzerine boşanma yönünden karar kesinleştirilmiştir. Dairemizin 04.12.2018 tarihli ilamı ile, mahkemece sözlü yargılama aşamasının usulüne uygun yapılmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, uyulan bozma ilamı doğrultusunda bozulan hususlara ilişkin yeniden karar verilmiş ise de, usulen kesinleşen boşanma hükmü konusunda da karar verilmiştir. Bozma kapsamı dışında kalan ve kesinleşen yönlere ilişkin yeniden hüküm kurulamaz. Mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın boşanmaya ilişkin yeniden hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
4-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/2547, K. 2020/4346, 29 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama