KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2021/10616 E., 2022/1603 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2022
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
273 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, reddedilen yoksulluk nafakası talebi, manevî tazminat miktarı ve iştirak nafakasına yıllık ÜFE oranında artış yapılmaması yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen manevî tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamış bozmayı gerektirmiştir.
3-Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince davacı kadının çalıştığı ve boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği gerekçe gösterilerek yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş ise de; davacı kadının asgari ücret seviyesinde gelir elde ettiği ve bu gelirin kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi koşulları davacı kadın bakımından oluşmuştur. Davacı kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde isteğin reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/10616, K. 2022/1603, 21 Şubat 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama