KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2021/6139 E., 2021/7543 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2021
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
394 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece, dava dilekçesi davalıya, davacının dava dilekçesinde bildirdiği, yetersiz olduğu açık olan ".... Köyü ... Kırklareli" adresine tebliğe çıkarılmış, adres yetersizliği gerekçesiyle bila tebliğ iade olmuştur. Bu defa dava dilekçesi davacının da ikamet adresi olan kadının mernis adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmiştir.
Muhatabın bilinen son adresi olarak gösterdiği adresin doğruluğu Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesinin 2. fıkrasına göre tebliği çıkaracak merciin denetimine tabidir. Yetersiz olduğu açık olan adrese yapılan tebligat usulsüzdür.
Ayrıca bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine tebligat yapılmasına imkan veren hüküm; bu adresin aynı davada "Hasım" olan diğer tarafın adresi olmaması halinde uygulanabilir. Zira Tebligat Kanunu'nun 39. maddesine göre hasma tebligat yapılamaz.
Aksi halde, aynı davada "Hasım” durumunda olan kişilerin yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesinde gösterilen usule şeklen uygun da olsa bir tebligatın yapılmış olması (tebliğ muhatabı bu adresten ayrılmış olsa bile) yeterli kabul edilir ve bu durum, kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi sonucuna yol açar.
Oysa usulüne uygun bir tebligatın amacı, kişiyi aleyhine açılan davadan haberdar etmek, dolayısıyla kendisini ilgilendiren yargılamadan tam olarak bilgi sahibi olmasını sağlamak, açıklamada bulunmak ve ispat hakkını kullanmasına imkan vermektir.
Bu husus da dikkate alındığında, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre dava dilekçesi tebligatını, aynı zamanda davacının da yerleşim yeri adresi olan adreste ve doğrudan 21/2. maddeye göre yapılması nedeniyle geçerli ve usulüne uygun saymak olanağı yoktur.
O halde, mahkemece yapılacak iş; dosyada dava dilekçesinin davalıya yeniden ve usulüne uygun şekilde 10.05.2017 tarihinde yapıldığı görülmekle, bu tebligat gereğince davalı tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesi içeriği dikkate alınarak, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti (HMK m.140) ile usulüne uygun şekilde gösterilen deliller değerlendirilerek sonuca ulaşmaktan ibarettir.
Açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi hukuki dinlenilme hakkının (HMK m.27) ihlali niteliğinde olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/6139, K. 2021/7543, 21 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama