KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2021/6629 E., 2021/9033 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2021
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
442 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, tedbir ve iştirak nafakasının miktarı ile davalı-karşı davacının alacak talebine ilişkin hüküm kurulmaması yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, aleyhine hükmedilen tedbir ve iştirak nafakası ile çocukla kişisel ilişkinin süresi yönünden
temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı-karşı davalı kadının alacak talebine yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
Davacı-karşı davalı kadın tarafından, ilk derece mahkemesince davalı-karşı davacı erkeğin alacak talebine yönelik olarak hüküm kurulmaması istinaf edilmeyerek kesinleştiğinden, davacı-karşı davalı kadının bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Tarafların boşanma davaları ve ferilerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b)Bölge adliye mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalı-karşı davacı erkeğin, davacı-karşı davalı kadına göre daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun tespiti doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
c) Yukarıda 2-b bendinde açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-karşı davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmıştır. O halde mahkemece, tarafların, sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50. 51) dikkate alınarak davacı-karşı davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî (TMK 174/1-2) tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
d)Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre küçüğün ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/6629, K. 2021/9033, 1 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama