KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2021/8774 E., 2022/2870 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2022
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
479 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından asıl ve karşı davaların reddi, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise katılma yoluyla tazminatların ve nafakaların miktarları yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 09.03.2022 günü duruşmalı temyiz eden davacı-davalı ... vekili Av. ... ile karşı taraf temyiz eden davalı-davacı ... vekili Av. ...
Soyla geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalı erkeğin tüm, davalı-davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı-davacı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu'nun 4’üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir (TMK m. 175).
Mahkemece davalı-davacı kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ise de; toplanan delillere göre ve özellikle kadın hakkında düzenlenen ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanağı ile tapu kayıtlarına göre davalı-davacı kadına adına kayıtlı bir adet şirket, dört adet ev, bir adet yazlık, bir adet tarla ve bir adet araba kayıtlarının bulunduğu, davalı-davacı kadının sahip olduğu malvarlığına göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyeceği anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi koşulları oluşmamıştır. Davalı-davacı kadının yoksulluk nafakası isteminin reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan sebeple, sayın çoğunluğun, yoksulluk nafakasına ilişkin hükmün bozulması yönündeki görüşüne, katılmıyoruz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/8774, K. 2022/2870, 24 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama