KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2022/112 E., 2022/1809 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2022
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Dava türü
- Boşanma-Ziynet ve Para Alacağı
Karar Metni
596 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, manevi tazminatın reddi ve vekâlet ücreti yönünden; davalı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, ziynet alacağı davasının kabulü, yoksulluk nafakası, davacının feragat ettiği para alacağına yönelik verilen vekâlet ücreti kararının kesin şekilde verilmemesi, reddedilen tazminat, vekâlet ücreti ve boşanma hükmünün kesinleştirilmemesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı erkeğin ziynet alacağına yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
6100 sayılı HMK’nın 362. maddesinin 1. fıkrasının b bendi uyarınca "Miktar veya değeri Kırk Bin Türk Lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar" temyiz edilemez. 02.12.2016 tarihli 6763 sayılı Kanun'un 44. maddesi ile de 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen ek madde 1 uyarınca temyiz parasal sınırlarının (HMK m. 341, 362) Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesine göre her yıl tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması öngörülmüştür. Karar tarihi itibariyle bu miktar "78.630,00 TL" olarak belirlenmiştir.
Davacı kadın lehine hükmolunan ziynet alacağının miktarı 23.334,00 TL olup karar tarihindeki kesinlik sınırını aşmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi gereğince temyiz sınırı altında kalan ziynet alacağına ilişkin karar kesindir. Açıklanan nedenle, davalı erkeğin ziynet alacağına yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı kadının para alacağı davasında erkek lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
6100 sayılı HMK’nın 362. maddesinin 1. fıkrasının b bendi uyarınca "Miktar veya değeri Kırk Bin Türk Lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar" temyiz edilemez. 02.12.2016 tarihli 6763 sayılı Kanun'un 44. maddesi ile de 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen ek madde 1 uyarınca temyiz parasal sınırlarının (HMK m. 341, 362) Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesine göre her yıl tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması öngörülmüştür. Karar tarihi itibariyle bu miktar "78.630,00 TL" olarak belirlenmiştir.
Davacı kadın tarafından talep edilen para alacağı 18.000,00 TL olup karar tarihindeki kesinlik sınırını aşmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi gereğince temyiz sınırı altında kalan para alacağına ilişkin karar kesindir. Açıklanan nedenle, davacı kadının para alacağı talebinde erkek lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Tarafların diğer temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
a- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının tüm, davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b-Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir (TMK m. 175). Mahkemece davacı kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir.Davalı erkek dilekçesinde ve kadının tanığı teyzesi mahkemede verdiği ifadede kadının tekstilde çalıştığını belirtmiştir.
Davacı kadının usulünce ekonomik ve sosyal durumu araştırılarak; sürekli ve düzenli gelir getirici bir işte çalışıp çalışmadığı, çalışıyor ise elde ettiği gelirin miktarı itibarıyla kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı, işten ayrılmış ise ayrılma sebebi araştırılarak kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, yoksulluk nafakası yönünden eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/112, K. 2022/1809, 28 Şubat 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama