İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /2. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 2. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2023/3257 K.2024/2300

...

Esas2023/3257Karar2024/2300Tarih2 Nisan 2024Okuma11 dk · 2.200 kelime

KÜNYE

2. Hukuk Dairesi 2023/3257 E., 2024/2300 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
2 Nisan 2024
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.200 kelime·11 dk okuma·17 bölüm

...

MAHKEMESİ

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI

2023/63 E., 2023/265 K.

DAVALILAR

1.... 2. ... Bankası A.Ş. vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : ...

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ

Manisa 1. Aile Mahkemesi

SAYISI

2021/304 E., 2022/608 K.

Taraflar arasındaki ipoteğin kaldırılması yargılama sırasında satılması halinde taşınmaz kıymetinin tahsiline davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince ipoteğin kaldırılması davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, taşınmazın kıymetinin ödenmesine yönelik terditli talebinin aktif husumet yokluğu sebebi ile usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı banka vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı banka vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili istinaf kaldırma kararı öncesi dava dilekçesinde; müvekkilinin eşi olan ...'ın çocuğu ... tarafından davalı bahnkadan 2015 yılında kullanılan krediye teminat olarak müvekkil ve eşinin çocuklarıyla birlikte yıllardır aile konutu olarak kullandıkları taşınmaz üzerine müvekkilinin bilgisi ve muvafakati dışında banka lehine ipotek tesis ettirdiğini, müvekkilinin aile konutu üzerinde ipotek tesis e dildiğinden bilgisi ve muvafakati olmadığını, eve sürekli olarak bankadan yazı ve bildirimler gelmişse de müvekkilinin eşinin kendisine sürekli olarak oğluyla ilgili olduğunu kendilerini ilgilendirmediğini söylediğini,

müvekkilinin de okuma yazması çok iyi olmadığından konuyu irdelemediğini, ancak en son eşi tarafından çocuklarının krediyi ödeyemediği ve evlerinin satılma ihtimalinin bulunduğunu ve bununla ilgili davaların bulunduğunu söylediğini,

davalı banka tarafından dava konusu ipotekli taşınmazın konut olarak kullanıldığının bilinmesine ve bu hususta ipotek tesis tarihi itibariyle Hukuk Genel Kurulunun ilke kararları bulunmasına rağmen eş muvafakati olmadan ipotek tesis edildiğini belirterek ... adresinde kayıtlı 1443 ada 164 pafta 14 parsel nolu mesken niteliğindeki aile konutu üzerine konan ipoteğin açık rıza bulunmaması dolayısıyla gerçersiz olduğundan kaldırılmasına,

yargılama süresince tüm takip, dava ve icrai işlemlerin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, taşınmazın satılmış olması sebebiyle 19.11.2019 tarihli dilekçesinde bedel talebinde bulunduklarını bildirmiştir.

II. CEVAP

Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davacı tarafından ipoteğin tesisi aşamasında muvafakatname verildiğini, muvafakatnamenin 28.04.2015 tarihinde banka şube personeli huzurunda imzalandığını, dava konusu taşınmazın 30.05.2018 tarihinde müvekkil bankaya ihale edildiğini, taşınmazın cebri icra ile ihale edilmesi ile mülkiyetin alacaklı bankaya geçtiğini ve ipotek işlevini tamamladığını ve hukuken ortadan kalktığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 705 inci maddesinde "taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.

Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarrif işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır."denildiğini, ihale tarihinin 11.05.2018 İİK.

133 üncü madde uyarınca taşınmazın alacağa mahsuben alacaklı müvekkil bankaya satılmasına karar verildiği tarihin 30.05.2018, huzurdaki ipoteğin fekki davasının açılma tarihinin ise 13.11.2018 olduğunu, ipoteğin fekki davası açıldığı tarihten 5 ay önce ihale edilmiş olan ve aile konutu olarak kullanıldığı ileri sürülen taşınmazın iradi olmayan tasarruf sonucu aile konutu niteliğini yitirdiğini,davacı tarafın ya tutarsa mantığı ile huzurdaki davayı ikame tettiğini, banka şubesine bizzat gidip oğlunun kredi kulanması için taşınmazın teminat gösterilmesine ilişkin verdiği eş muvafakatına rağmen huzurdaki davayı ikame ettiğini,

eş muvafakatı verilemiş olsaydı dahi taşınmazın dava tarihinden 5 ay önce icra yolu ile ihale edildiğinden ipotek işlevini yitirdiğini, hukuken yok hükmüde olduğunu, dava dışı oğlunun ise ihalenin feshi davasını ikame ettiğini, dava reddedildiği gibi istinaf mahkemesinin de yerel mahkeme kararını haklı bulduğunu, amacın borcu ödememek, alacağın tahsilini sürüncemede bırakmak ve zaman kazanmak olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

1.İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2020 tarihli ilk kararı ile ipoteğin kaldırılmasına yönelik davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, bedel davası eski malike karşı yöneltileceğinden, davalının bankaya karşı devam edilen davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin 21.09.2020 tarihli kararı ile bedel üzerinden nispi harç tamamlattırılmadan müteakip işlemler yapıldığı,

kabule göre de davacı kadın eşin, taşınmazın kıymetinin ödenmesine yönelik terditli talebi ile ilgili talep miktarı açıklattırılmadığı ihtiyati tedbir talebi yönünden ise ipoteğin kaldırılması talep edilen taşınmazın, cebri icra yolu ile davalı banka lehine ihale edildiği ve derdest davanın tapu iptal tescil davası olmadığı dikkate alındığında, taşınmaz üzerine tedbir konulması şartlarının gerçekleşmediği yine davacının cebri satışın iptaline, taşınmazın tahliyesinin durdurulmasına yönelik tedbir talebinin de, bu taleplerin icra hukuku kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, mevcut davanın niteliği de dikkate alındığında,

davacının tedbir talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, gerekçede gösterildiği şekilde işlem yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, davacının tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

2.İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2020 tarihli ikinci kararı ile; davacının ipoteğin kaldırılmasına yönelik talebinin konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, taşınmazın kıymetinin ödenmesine yönelik terditli talebinin aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin 24.05.2021 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesince asıl talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, davacının dava açmakta haklı olup olmadığı hususu hiç tartışılıp değerlendirilmediği,

davalı banka vekilinin sunduğu muvafakatnamedeki imzanın davacıya ait olup olmadığının tespiti için davacının imza incelenmesine esas teşkil edebilecek şekilde imza örneklerinin alınıp ilgili kurumlardan da imzaları istenilerek bilirkişi incelemesi yaptırılıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre davacının dava açmakta haklı olup olmadığı hususunda hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru bulunmadığı, terditli talep yönünden, asıl dava hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen kararın Dairece kaldırılmasına karar verildiğinden,

davacının dava açmakta haklı olup olmadığı belirlenmeden terditli talep hakkında karar verilemeyeceğinden, davacının terditli talebine ilişkin istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ihtiyati tedbir talebi yönünden ise ipoteğin kaldırılması talep edilen taşınmazın, cebri icra yolu ile davalı banka lehine ihale edildiği ve derdest davanın tapu iptal tescil davası olmadığı dikkate alındığında, taşınmaz üzerine tedbir konulması şartlarının gerçekleşmediği yine davacının cebri satışın iptaline, taşınmazın tahliyesinin durdurulmasına yönelik tedbir talebinin de,

bu taleplerin icra hukuku kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, mevcut davanın niteliği de dikkate alındığında, davacının tedbir talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, gerekçede gösterildiği şekilde işlem yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, davacının tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

3.İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ipoteğin kaldırılması talebi yönünden; davacının eşi adına tapuda kayıtlı olan taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği, davalı banka, davacının imzasının bulunduğuna dair muvafakatname sunduğu, davacının imzanın kendisine ait olmadığını bildirdiği, yargılama sırasında dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin paraya çevrilmesi yönünde başlatılan icra takibi sonucunda taşınmazın davalı banka adına tescil edildiği, davanın konusuz kaldığı,

İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi raporuna göre dava konusu muvafakatnamedeki imzanın davacının el ürünü olmadığının belirtildiği, alınan raporun Yargıtay İçtihatlarına, objektif ve hukuki kriterlere uygun olduğu; davacı tarafından ipoteğin kaldırılması talebinin dava konusuz kaldığı gerekçesiyle davacının ipoteğin kaldırılmasına yönelik talebinin konusuz kalması sebebiyle bu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; davacının tazminat talebine yönelik terditli talebi yönünden ise; davacı vekilinin dava konusunu değeri sebebi ile banka aleyhine tazminat davasına dönüştüreceklerine dair beyan dilekçesi sunduğu,

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 125 inci maddesinde dava konusunun değeri halinde davacıya seçimlik hak tanınmış olup eski malike karşı tazminat davası olarak davaya devam edilebileceği gibi yeni malike karşı davaya tescil davası olarak da devam edilebileceği bildirildiğinden davacı vekilinin 19.11.2019 havale tarihli dilekçesinde bedel davası olarak davalı bankaya karşı davanın devamı talep edildiği, her ne kadar davacı, davalı bankadan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi gereğince taşınmazın değeri üzerinden bedel davası olarak davasını devam ettirmiş ise de.

4721 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesi ile eşlerin birbirleri ve 3. kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü madde hükmü ile eşlerin aile konutuyla ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü" aile birliğinin ve malik olmayan eşin barınma hakkının korunması "amacıyla sınırlandırıldığı, malik olmayan eşin aile konutunda ayni bir hakkı olmadığı, şahsi hakkı olduğu,

bu hakkın taşınmazın parasal değerini istemeyi içermeyeceği, ancak ipotek tesisine ilişkin sözleşmenin hükümsüzlüğünün kanıtlanması halinde ipoteğin kaldırılmasına karar verilebileceği, 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinin malik olmayan eşin barınma hakkını koruduğunu dikkate alındığında davacı kadının tazminat talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle bu talep yönünden aktif husumet yokluğundan reddine, yargılama giderinin ve vekâlet ücretinin dava açılmasına sebebiyet veren davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı banka vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı kadın vekili, davalı banka yönünden aktif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, davalı banka tarafından dayanılan açık rıza metninin davacı tarafından imzalanmadığının, davalı bankanın kusurlu olduğunun kanıtlandığını, davalı bankanın iyi niyetli 3. kişi konumunda olmadığını, taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi bulunmasa bile,

eşin rızası alınmadan ipotek tesis edilemeyeceğini, yargılamanın bozmaya uygun yapılmadığını, tazminat taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesinin yerinde olduğunu, kararın kaldırılmasını, bankanın mülkiyetinde olan taşınmaz üzerine tedbir konulmasını, geçersiz ipotek sözleşmesine dayalı olarak yapılan cebri satış işleminin iptaline, tahliye işlemlerinin durdurulmasına, ipotekten ari şekilde taşınmazın maliki adına tesciline, aksi takdirde dava konusu taşınmaz bedelinin her iki davalıdan tahsiline karar verilmesi, talepli olarak istinaf buşvurusunda bulunmuştur.

2.Davalı banka vekili de kararı, taşınmaz mülkiyetinin cebri satış sonucu 4721 sayılı Kanun'un 705 inci maddesi gereğince tescilden önce, ihalenin yapıldığı 30.05.2018 tarihinde bankaya geçtiğini, bu tarihte aile konutu vasfının ortadan kalktığını, davanın bu tarihten beş ay sonra açıldığını, davanın açılmasında davalı bankanın herhangi bir kusuru bulunmadığını, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden kararın kaldırılarak, hükmün düzeltilmesine karar verilmesi talepli olarak yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönlerinden istinaf buşvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın asıl talebinin istinafı yönünden.

İlk Derece Mahkemesince asıl talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından asıl talebe yönelik davacı kadının istinaf itirazları yerinde görülmediğinden, davacının terditli talebinin istinafı yönünden; ipotek sözleşmesinin tarafı davalı eş ve davalı banka olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinin davacı eşe, sözleşmenin tarafı olmamasına rağmen dava etme yetkisi (aktif husumet ehliyeti) sağladığı,

bu hükmün sağladığı hakkın dava konusu taşınmazın aile konutu niteliği devam ettiği sürece geçerli olacağı, evlilik birliğinin sona ermesi (boşanma, ölüm gibi sebeplerle) ya da konutun aile konutu vasfını yitirmesi halinde malik olmayan eşe sağlanan bu korumanın, dolayısıyla dava hakkının da ortadan kalkacağı, dava konusu taşınmazın mülkiyeti 11.05.2018 tarihinde yapılan ihalenin kesinleşmesi ile ihale tarihinden geçerli olmak üzere el değiştirdiği, başka bir ifadeyle bu tarih itibariyle eşin mülkiyet hakkının ve malik sıfatının ortadan kalktığı, taşınmazın aile konutu niteliğinin sona erdiği,

bu durumda malik olmayan eşe aile konutuyla ilgili maddenin sağladığı korumanın; dolayısıyla dava etme yetkisinin (aktif husumet) de sona erdiği, söz konusu maddeyle davacıya aile konutunun varlığını korunmasını sağlayıcı haklar dışında başka bir hak (olayda tazmin hakkı) ve yetki verilmediği, o halde.

İlk Derece Mahkemesince terditli talebin aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde de usulsüzlük bulunmadığından, tedbir talepleri yönünden, ipoteğin kaldırılması talep edilen taşınmazın, cebri icra yolu ile davalı banka lehine ihale edildiği ve derdest davanın tapu iptal tescil davası olmadığı dikkate alındığında, taşınmaz üzerine ihtiyat tedbir konulması şartlarının gerçekleşmediği, yine davacının cebri satışın iptaline, taşınmazın tahliyesinin durdurulmasına yönelik tedbir taleplerinin de, icra hukuku kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, mevcut davanın niteliği de dikkate alınarak,

davacının bu yöndeki tedbir taleplerinin de yerinde olmadığından, davalının istinafı yönünden ise; davaya konu taşınmazın aile konutu olduğu, davalı bankanın dayandığı muvafakat belgesindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığının sabit olduğu, her ne kadar davalı banka vekili, taşınmazın mülkiyetinin ihale tarihi itibariyle alıcı olarak kendilerine geçtiğini, bu tarihten sonra açılan davaya, kendilerinin sebebiyet verdiğinin kabul edilemeyeceğini ileri sürmüş ise de 11.05.2018 tarihli ihalenin, açılan fesih davası sebebiyle dava tarihinden sonra,

yargılama sırasında 14.10.2019 tarihinde kesinleştiği, o halde, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden davalıların sorumlu tutulmasında usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf itirazlarının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı banka vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı kadın vekili, istinaf başvuru dilekçesini tekrarla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı banka vekili, istinaf buşvuru dilekçesini tekrarla yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönlerinden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davanın kabulü koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, haklılık durumu, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 125 inci, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı, 194 üncü maddesi.

3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı banka vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.4.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3257, K. 2024/2300, 2 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Sayısı
  5. Davalılar
  6. İlk Derece Mahkemesi
  7. Sayısı
  8. I. Dava
  9. II. Cevap
  10. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  11. IV. İstinaf
  12. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  13. B. İstinaf Sebepleri
  14. C. Gerekçe ve Sonuç
  15. V. Temyiz
  16. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  17. B. Temyiz Sebepleri
  18. C. Gerekçe
  19. VI. Karar
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3257
Karar No
2024/2300
Tarih
2 Nisan 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2023/3258 K.2024/3396
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/3261 K.2024/1203
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/3261 K.2024/6008
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/3262 K.2024/2225
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/3264 K.2024/1397
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/3268 K.2024/1388

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.