KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/10013 E., 2025/6191 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1829 E., 2024/1173 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 14. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/1140 E., 2023/451 K.
Karar Metni
487 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Taraflar arasında görülmekte olan karşılıklı boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin az, davalı-karşı davacı kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl ve karşı davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına, kadının yoksulluk nafakası ile manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararın davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından yukarıda gösterilen şekilde temyiz edilmiştir.
1.İlk Derece Mahkemesince davacı-karşı davalı erkeğe "sadakat yükümlülüğüne aykırı olacak şekilde başka bir kadınla güven sarsıcı ilişkisi olduğu" yönünde kusur yüklenmiş ise de dosyanın yapılan incelemesi, tanık beyanları ve dosya içeriğine kazandırılan mesaj kayıtlarından erkeğin, evlilik birliği devam ederken dava dışı.... isimli kadın ile cinsel ilişki yaşamak suretiyle sadakat yükümlülüğünün ihlal kusurunu işlediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde; erkeğin önceki evliliğinden olan kızını müşterek hanede istemeyen, yatılı Kur'an kursuna gitmesi yönünde baskı yapan, erkeğin eve gelmesini istemeyen ve eşyalarını kapının önüne bırakan, ameliyat olmasına rağmen eşinin yanında olmayan davalı-karşı davacı kadın ile evlilik birliği içerisinde zina boyutunda sadakate aykırı davranışlar sergileyen erkeğin eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Bu husus gözetilmeden yanılgılı kusur belirlemesi sonucu erkeğin az, kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2.Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Toplanan delillerden, her iki taraf da eşit kusurlu olup tarafların sosyal ekonomik durumları dikkate alındığında kadın yararına yoksulluk nafakası hükmedilmesi koşulları oluşmuştur. Bu nedenle, kadının yoksulluk nafakası talebinin kabulü ile uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hatalı kusur belirlemesi sonucu olarak talebin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/10013, K. 2025/6191, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama