KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/10511 E., 2025/10520 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1340 E., 2024/1503 K.
- Dava türü
- Tespit
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 13. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/142 E., 2024/507 K.
Karar Metni
589 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen babalık davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davacılar vekili ve birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması birleşen davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden birleşen davacı ... ... vekili Avukat ... ve karşı taraf temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile ihbar olunan ... vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 02.12.2025 Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Asıl davacıların asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosyanın incelenmesinde asıl davada, davacıların babalarının ... olduğunu, daha önce bu konuda açtıkları nüfus davasının kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ancak nüfus idaresinin aile mahkemesinden alınan babalık hükmü olmadan işlem yapmayacaklarını bildirmeleri üzerine bu davayı açmak zorunda kaldıklarını beyanla babalığın tespitini talep etmişlerdir.
Davacıların aynı hukuki sebebe dayalı ve aynı talepli dava açtıkları, İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/3 24... /244 K. Sayılı kesinleşmiş kararı ile "1-Davanın kabulü ile davacı Suriye Arap Cumhuriyeti Vatandaşı ...'nın 4...8 TC nolu, ...'ın kızı olduğunun tespitine, ". İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/3 45... /41 K.
Sayılı kesinleşmiş kararı ile "1-Davanın KABULÜ ile davacılar Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olan ..., ..., ...'nin ... ve ...'dan olma 01/07/1918 doğumlu, 4...8 T.C.
Kimlik no.lu ...'ın çocukları olduğunun tespitine," karar verildiği, her iki davada da nüfus temsilcisinin davaya ve yargılamaya katıldığı, mahkeme kararlarının nüfus temsilcisine tebliğ edildiği ancak her iki dosyada da nüfus temsilcisinin kararlara karşı kanun yoluna başvurmadığı ve kararların bu şekilde kesinleştiği, ayrıca davanın nüfus davası olması sebebi ile asliye hukuk mahkemeleri tarafından incelenmesinin de doğru ve yerinde olduğu, nüfus idaresinin kesinleşmiş mahkeme kararına göre işlem yapmasının zorunlu olduğu,
yerine getirmemenin sorumluluk doğuracağı açık olduğundan asıl davacıların iş bu davayı açmakta hukuki yararları bulunmadığı anlaşılmış olup davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2.Birleşen davacının birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Birleşen davada davacı, asıl davadaki davacıların kardeşleri olduğunu, babasının ... olduğunu iddia ederek babalığın tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davacı tarafından daha önce açılmış bir dava veya birleşen davacı hakkında verilmiş bir hüküm bulunmadığından birleşen davacının dava açmakta hukuki yararı vardır. Birleşen davada işin esasının incelenmesi gerekir.
Birleşen davacı ile ilgili bilgi ve belgeler bir bütün olarak gözetildiğinde, davacının Suriye kayıtları ile ...'ın çocuğu olarak kayıtlı olduğu, ...'ın evliliğinin ve çocuklarının Türkiye'de nüfusa bildirilmediği, kayıtların da doğru yansıtmadığı iddia edildiğine; başka bir anlatımla, birleşen davacının babası olan kişinin Türk vatandaşı olduğu iddia edildiğine göre ve Suriye'den gelen bilgi ve belgeler ile kesinleşen mahkeme kararları bir bütün olarak gözetildiğinde iş bu davanın nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak nitelendirilmesi gerekir.
Nüfus kaydının düzeltilmesi davaları Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanında kalmaktadır. Bu husus gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/10511, K. 2025/10520, 2 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama