KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/3524 E., 2025/1876 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/550 E., 2023/2475 K.
- Dava türü
- Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Şanlıurfa 3. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/109 E., 2022/817 K.
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından hükmün tamamı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı erkek tarafından evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı olarak açılan boşanma davasında İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacının dava dilekçesinde yer alan iddialarının ve davalı kadının az da olsa kusurlu olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacı erkek tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince davacı tanıklarından ...’nun beyanından yola çıkılarak davalının davacı ile yaşamaktan kaçındığı, davacıya "sen yaşlısın, sen bana olmazsın," şeklinde küçümseyici sözler sarf ettiği, barıştırmak isteyen tanığa "bu benim babamdır, kardeşimdir" dediği, tarafların 9 yıldır ayrı yaşadıkları, davacı erkeğin ispatlanmış bir kusurunun bulunmadığı, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların boşanmasına karar verilmiş ise de; davacı tanığının beyanlarının soyut nitelikte olduğu yeri ile zamanı belli olmayan ifadelere dayandığı anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir.
Oysa dinlenen davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak soyut izahlardan ibarettir. Hal böyle iken davanın reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davalı kadının tam kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/3524, K. 2025/1876, 24 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama