KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/3733 E., 2025/92 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ocak 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/199 E., 2024/316 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- KDZ.Ereğli 1. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/284 E., 2022/1008 K.
Karar Metni
363 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından kadın ve müşterek çocuklar lehine takdir edilen tedbir ve iştirak nafakası miktarları ile yoksulluk nafakası miktarı, maddî ve manevî tazminat miktarları ile gerekçeli karardaki maddî hata yönlerinden; davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi,
delillerin takdiri, kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile nafaka ve miktarları, reddedilen karşı davası ve manevî tazminat talepleri, velâyet ve asıl davanın kabulü yönlerinden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle 25.10.2006 doğumlu ortak çocuk ...'nın temyiz inceleme tarihi itibariyle ergin olduğunun ve davacı-karşı davalı kadın vekilinin gerekçeli karardaki "davalı-karşı davacı kocanın davacı-karşı davalı kadına ziyade daha kusurlu olduğu" şeklindeki maddî hatanın düzeltilmesine yönelik talebinin Bölge Adliye Mahkemesince karşılandığının anlaşılmasına göre,
ayrıca İlk Derece Mahkemesince her ne kadar erkeğin sosyal inceleme raporundaki beyanları gerekçeli kararda esas alınmış ise de.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 184 üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) üncü alt bendi gereğince, tarafların dilekçelerinde yer alan vakıalara ilişkin ikrarın hakimi bağlamayacağı gibi sosyal inceleme raporunda geçen beyanlarının da ikrar olarak değerlendirilmesinin ve bu şekilde kusur belirlemesinin doğru olmadığının, ancak kabul edilen ve gerçekleşen kusurların tanık beyanları ile ispatlandığının ve sabit olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/3733, K. 2025/92, 13 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama