KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/3932 E., 2025/2014 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/171 E., 2024/256 K.
- Davacı- davalı
- ... vekili Avukat ...
- Davalı- davacı
- Mihriban Aloğlu vekili Avukat ...
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Karamürsel Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/407 E., 2022/533 K.
Karar Metni
706 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talebi, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden; davalı- davacı kadın vekili tarafından ise katılma yoluyla kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, nafaka miktarları yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı- davalı erkek vekilinin tüm, davalı- davacı kadın vekilinin sair yönlerden temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak karşılıklı açılan boşanma davalarında, İlk Derece Mahkemesince kadının, erkeğe nazaran ağır kusurlu olduğu belirtilerek her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiş, davalı- davacı kadın vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen kusurlara göre boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında karar vermek suretiyle, kusurun gerekçesinin düzeltilmesine, kadın yararına yoksulluk nafakasına karar verilmiş, karar, davalı- davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; tarafların yaşları, evlilik süresi de dikkate alındığında eşler arasında düzenli ve uyumlu bir cinsel ilişkinin olup olmadığını belirlenemeyeceği, bu nedenle erkeğe kusur olarak yüklenilmemesi doğru ise de, kadına kusur olarak yüklenen ekonomik beklenti içinde olduğu vakıası ile birlik görevlerini yerine getirmediği vakıalarının ispatlanamadığı, ispatlanamayan vakıanın taraflara kusur olarak yüklenilmesinin mümkün olmadığı; sık sık evde yalnız bırakıp çocuklarının yanına gittiği vakıasının ise sebep ve saiki açıklanmayan beyanlar olduğu,
bu beyanlar dikkate alınarak kadına bu eylemin kusur olarak yüklenemeyeceğinin kabulü gerekir. Bu itibarla dosya kapsamından kadının ispatlanan bir kusurunun bulunmadığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu husus gözetilmeden, hatalı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, erkeğin boşanma davasının kabulü temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden kusur belirlemesi yönünden hükmün bozulması gerekmiştir.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür.
Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır.
O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/3932, K. 2025/2014, 25 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama