KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/4285 E., 2025/1325 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/3381 E., 2024/370 K.
- Dava türü
- Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Denizli 4. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/267 E., 2022/428 K.
Karar Metni
641 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, reddedilen nafaka ve tazminat talepleri ile 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesine dayalı davasının reddi yönünden, davalı erkek vekili tarafından ise tamamı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve delillerin takdirinde hata görülmemesine göre davalı erkek vekilinin tüm, davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflar arasında görülen boşanma davasının yapılan yargılaması sonucyunda İlk Derece Mahkemesince erkeğe "eşi ile ilgili mahrem konuları üçüncü kişilere anlattığı, muska ve büyü işi ile uğraştığı" kadına ise "eşini sevmediği ve ondan ayrılmak istediğini beyan ettiği, kardeşinin davalı eşine yönelik ağır söylemlerine sessiz kaldığı" vakıaları kusur olarak yüklenmiş, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları belirtilerek davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiş,
kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm yukarıda sınırlandırıldığı şekilde taraflarca temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince her ne kadar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de; kadına kusur olarak yüklenen "eşini sevmediği ve ondan ayrılmak istediğini beyan ettiği" vakıasının kadının evlilik birliğini yürütmek istemediği ve boşanma iradesini açıklaması niteliğinde sözler olduğu, bu nedenle bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, Mahkemece taraflara yüklenen diğer kusurlu davranışların ise gerçekleştiği ve dayanılan delillerle ispatlandığı,
bu hale göre boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır kusurlu, kadının az kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken Mahkemece hatalı kusur değerlendirme sonucu olarak boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür.
Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır.
O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı, 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4285, K. 2025/1325, 12 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama