KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/4786 E., 2025/1824 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1567 E., 2024/845 K.
- Dava türü
- Tedbir Nafakası-Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Simav Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/431 E., 2021/165 K.
Karar Metni
386 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek vekili tarafından boşanma davasının reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davalı-davacı erkek tarafından açılan ve davacı davalı kadının tedbir nafakası davası ile birleşen boşanma davasında İlk Derece Mahkemesince ispatlanamayan birleşen boşanma davasının reddine karar verilmiş; tarafların istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda tanık delilinin, koşulları oluştuğunda tüm dava türleri için kullanılabileceği hüküm altına alınmıştır.
Boşanma davaları da mahiyeti gereği büyük oranda yeminli tanık anlatımları çerçevesinde sonuca bağlanmaktadır. Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmaları olup, akrabalık veya diğer bir yakınlık durumunun başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılmamaktadır. Elde ki dosyada tanıkların, olmamışı olmuş gibi ifade ettiklerini kabule yeterli delil ve olgu bulunmamaktadır.
Buna göre; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalı-davacı erkeğe yüklenen kusurlu davranışlar yanında davacı-davalı kadının da eşini istemediğini, evde eşyalar için durduğunu beyan ettiği, eşine ve kayın validesine beddua ettiği erkeğin tanıklarının beyanlarından anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı kadının da kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle iken; taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-davacı erkek dava açmakta haklıdır.
Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin boşama davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilecek yerde, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4786, K. 2025/1824, 20 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama