KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/4872 E., 2025/2836 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2025
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/959 E., 2024/518 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Kahramanmaraş 1. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/533 E., 2022/808 K.
Karar Metni
519 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından asıl davanın reddi ve karşı davanın kabulü yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, maddî ve manevî tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre tarafların aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2.Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın ferilerine, erkeğin davasının reddine karar verilmiş, karar taraflarca istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince hükmün tazminatların miktarı yönünden kısmen kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Verilen karar yukarıda gösterildiği şekilde temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesini birinci ve ikinci fıkrası uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir.
İlk Derece Mahkemesince evi terk ederek birlikte yaşamaktan kaçınan erkeğin tam kusurlu olduğundan bahisle boşanma kararı verilmiş ise de, davalı-davacı kadının terk hukuki sebebine dayalı ( TMK m. 14 ) boşanma davası bulunmamaktadır. Bu nedenle erkeğe evi terk ederek birlikte yaşamaktan kaçınma kusuru yüklenemez.
Diğer taraftan Mahkemenin kadın tarafından gönderilen mesajların af ve hoşgörü kapsamında kaldığı bu nedenle erkeğe başkaca kusur yüklenemeyeceği yönündeki değerlendirmesine gelince; mesajların barışma girişimi niteliğinde olduğu, erkeğin bu teklifi kabul etmemesi nedeniyle barışmanın sağlanamadığı, bu haliyle kadın yönünden erkeğin kusurlarının affedildiği ya da hoşgörüldüğü sonucunun çıkarılamayacağı sabittir. Mahkemece bu yönde yapılan değerlendirme doğru değildir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden erkeğin eşine hakaret ettiği ve birden çok kez fiziksel şiddet uyguladığı ve tamamen kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle iken Mahkemece hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddî ve manevi tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4872, K. 2025/2836, 18 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama