KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/5594 E., 2025/3433 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/786 E., 2024/769 K.
- Dava türü
- Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Niğde 1. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/595 E., 2023/772 K.
Karar Metni
793 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, velâyet düzenlemesi, erkek yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminat miktarları yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen maddî, manevî tazminat ve miktarları, kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmemesi ile kadının reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden
temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak karşılıklı açılan boşanma davalarında, İlk Derece Mahkemesince tarafların karşılıklı olarak sadakatsiz davranışlarda bulunduğu, kadının önceden beri görüştüğü başka bir erkek ile 2019 yılında kaçmak suretiyle fiili ayrılığı ilk olarak başlatan taraf olduğu, buna göre kadının, erkeğe nazaran ağır kusurlu olduğu belirtilerek her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiş, karara karşı tarafların istinaf başvurusunun ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflarca temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; tarafların karşılıklı olarak sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit kusurlu oldukları anlaşılmıştır. Mahkemece bu husus gözetilmeden, hatalı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin az, kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinde, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu olan taraftan uygun bir maddî tazminat; boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın ise, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun bir miktar para ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurlu olduğuna ve eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemeyeceğine göre, erkek yararına maddî ve manevî tazminat verilmesinin yasal koşulları oluşmadığından erkeğin tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde isteğin kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARŞI OY
İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde; tarafların karşılıklı olarak sadakatsiz davranışlarda bulunduğu, ne var ki kadının önceden beri görüştüğü başka bir erkek ile 2019 yılında kaçmak suretiyle fiili ayrılığı ilk olarak başlatan taraf olduğu, buna göre kadının, erkeğe nazaran ağır kusurlu olduğu belirlenmiştir.
Tarafların, kusur belirlemesi yönünden yaptıkları istinaf başvurusunun ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir. Taraflar, kararı temyiz etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; evlilik birliği devam ederken kadının ortak çocuğu da yanına alarak 2019 yılında başka bir erkek ile kaçtığı, akabinde boşanma davasını açtığı, davasının ise kadının sadakatsiz davranışı sebebiyle tam kusurlu olduğu gerekçesi ile reddedildiği ve kararın kesinleştiği, tarafların fiilen bir daha bir araya gelmedikleri, daha sonra erkeğin başka bir kadın ile birlikte yaşamaya başladığı, tarafların karşılıklı olarak evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle eldeki karşılıklı boşanma davasını açtığı görülmektedir.
4721 sayılı Kanun'un 185 inci maddesinde eşlerin, birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorunda olduğu, birliğin mutluluğunu elbirliği ile sağlamakla yükümlü oldukları, aynı Kanun'un 186 ncı maddesinde ise, birliği beraberce yönetecekleri, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılacakları öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta; kadının, 2019 yılında başka bir erkek ile kaçtığı ve açtığı boşanma davasının da sadakatsiz davranışı sebebiyle tam kusurlu olduğu gerekçesi ile reddedildiği ve kararın kesinleştiği, bu hale göre kadının, eşlerin birlikte yaşaması yönündeki yukarıda belirtilen kanuni yükümlülüklerine aykırı davrandığı gibi, ilk olarak fiili ayrılığı başlattığı açıktır. Mahkemenin kusur belirlemesi yerindedir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, gerekçe ve hüküm kısmı itibariyle hukuka uygun olan kararın onanmasına karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/5594, K. 2025/3433, 9 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama