KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/6837 E., 2025/2937 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1143 E., 2024/592 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma- Ziynet Eşyası
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 5. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/619 E., 2022/283 K.
Karar Metni
510 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, fer'îler ve ziynet alacağı davasının kabulü yönünden, davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından lehine tedbir ve yoksulluk nafakası hükmedilmemesi, ortak çocuklar için takdir edilen tedbir ve iştirak nafakası miktarı ile aleyhe hükmedilen harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti, yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı karşı davacı kadın vekilinin tüm, davacı karşı davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince, davacı karşı davalı erkeğe "tarafların ortak arkadaşından davalı karşı davacı kadının haberi olmadan borç aldığı ve borcun bir kısmını ödememesi nedeniyle kadının kardeşinin borcu ödemek zorunda kaldığı" vakıası kusur olarak yüklenmiş ise de;
erkeğin borç alması eyleminin evliliğin başlarında gerçekleştiği ve tarafların bir süre daha evliliklerini devam ettirdikleri, bu nedenle erkeğe yüklenen "tarafların ortak arkadaşından davalı karşı davacı kadının haberi olmadan borç aldığı ve borcun bir kısmını ödememesi nedeniyle kadının kardeşinin borcu ödemek zorunda kaldığı" vakıasının kadın tarafından affedildiği en azından hoşgörü ile karşılandığı bu nedenle erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmıştır.
Kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlar birlikte değerlendirildiğinde, tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda "eşit kusurlu" olduklarının kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinde, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu olan taraftan uygun bir maddî tazminat; boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın ise, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun bir miktar para ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların "eşit kusurlu" olduğuna ve eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemeyeceğine göre, kadın yararına maddî ve manevî tazminat verilmesinin yasal koşulları oluşmadığından kadının tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde isteğin kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/6837, K. 2025/2937, 24 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama