KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/7170 E., 2025/3585 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/967 E., 2024/1463 K.
- Dava türü
- Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Kavak Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/252 E., 2024/8 K.
Karar Metni
437 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek vekili tarafından kadın lehine maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi ve miktarları ile velâyet yönünden; davalı kadın vekili tarafından ise reddedilen yoksulluk nafakası talebi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı kadın vekilinin tüm, davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat fazladır. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3. Kişisel ilişkiye dair düzenlemeler kamu düzeni ile ilgili olup, kişisel ilişki düzenlemesi yapılırken asıl olan çocuğun yüksek yararına uygun, bedensel ve zihinsel gelişiminin sağlanmasına yönelik, aynı zamanda da annelik ve babalık duygularının da tatminine elverişli bir düzenleme yoluna gidilmesi gerekmektedir. Kişisel ilişki düzenlemesi yapılırken açık ve tereddüde yol açmayacak şekilde infazı kabil bir karar verilmesi gerektiği de açıktır.
Somut olayda baba ile velayeti anneye bırakılan ortak çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiş ise de yaz tatili için Temmuz ayı yönünden kişisel ilişkinin başlangıç ve bitiş saatlerinin hükümde gösterilmediği, bu haliyle kişisel ilişki düzenlemesi yönünden hükmün infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğu anlaşıldığından açıklanan yönde hüküm kurulmak üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7170, K. 2025/3585, 14 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama