KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/7689 E., 2025/4183 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1239 E., 2024/1244 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Kayseri 2. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/428 E., 2024/249 K.
Karar Metni
618 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- davalı kadın vekili tarafından tazminatların miktarı ve kişisel ilişkinin yatılı olarak kurulması yönünden; davalı- davacı erkek vekili tarafından ise her iki davanın tamamı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Taraflarca karşılıklı açılan karşılıklı boşanma davalarının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının "aileyi ve ya aile birliğini değil sadece kendini merkeze aldığı, erkeğe yönelik bir üstünlük iddiası ve yönetme gayreti içerisinde olduğu ve erkeğin barışma taleplerini kabul etmediği" gerekçesiyle tam kusurlu olduğu belirtilerek kadının davasının reddine,
erkeğin davasının ise kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiş olup kararın davacı-davalı kadın vekili tarafından tamamı yönünden istinaf edilmesi üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince kadına kusur olarak yüklenen vakıaların ispatlanamadığı, bu nedenle bu vakıaların kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, erkeğin ise "kadına hamilelik sürecinde yeterince destek olmadığı ve zaman zaman yalnız bıraktığı, sık sık bağ evine giderek eve geç geldiği, kadına bağırdığı, aşağılayıcı sözler söylediği, hakaret ettiği, kadının rızası olmadan bekar erkek arkadaşlarını eve çağırdığı,
bankada ortak kasada bulunan ziynetleri kadının haberi ve rızası olmadan aldığı ve aile içerisinde kalması gereken mahrem konuları kendi ailesine anlattığı" şeklindeki kusurlu vakıalarının ispatlandığı, bu nedenle boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu belirtilerek kadının istinaf başvurusunun kabulüne, hükmün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesisi ile erkeğin davasının reddine, kadının davasının ise kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir.
Verilen karar taraflarca yukarıda gösterildiği şekilde temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu belirtilerek erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulüne ve bir kısım fer'îlere hükmedilmiş ise de yapılan yargılama ve toplanan delillerden erkeğe yüklenen "bankada ortak kasada bulunan ziynetleri kadının haberi ve rızası olmadan aldığı" vakıasının ispatlanamadığı, erkeğe kusur olarak yüklenen "kadının rızası olmadan bekar erkek arkadaşlarını eve çağırdığı,
aile içerisinde kalması gereken mahrem konuları kendi ailesine anlattığı" şeklindeki vakıaya yönelik dinlenen tanık ifadelerinin de sebep ve saiki belli olmayan, soyut beyan ve izahlardan ibaret olduğu, yine erkeğe kusur olarak yüklenen "kadına hamilelik sürecinde yeterince destek olmadığı ve zaman zaman yalnız bıraktığı, sık sık bağ evine giderek eve geç geldiği" şeklindeki vakıa yönünden ise her ne kadar taraflarca dinletilen tanık beyanları arasında farklılıklar bulunmakta ise de bizzat vakıaların içinde bulunan erkeğin tanıklarının beyanlarına itibar edilmesi gerekmekle, bu vakıaların da erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği,
kadının ise "aileyi ve ya aile birliğini değil sadece kendini merkeze aldığı, erkeğe yönelik bir üstünlük iddiası ve yönetme gayreti içerisinde olduğu" kusurlu vakıasının ispatlandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda "aileyi ve ya aile birliğini değil sadece kendini merkeze alan, erkeğe yönelik bir üstünlük iddiası ve yönetme gayreti içerisinde olan" kadın ile "kadını zaman zaman yalnız bırakan, kadına bağıran, aşağılayıcı sözler söyleyen ve hakaret eden" erkeğin eşit derecede kusurlu olduklarının kabulü gerekir. O halde erkeğin davasının kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu tam kusurlu olduğundan bahisle erkeğin davasının reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7689, K. 2025/4183, 22 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama