KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/7872 E., 2025/5835 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/439 E., 2024/672 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 14. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/299 E., 2022/791 K.
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile nafakalar yönünden; davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından katılma yoluyla kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, kadın ve ortak çocuk lehine hükmedilen tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası miktarları, maddî ve manevî tazminat miktarları ile kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle;
kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince davacı - karşı davalı erkeğe "... kadının kız kardeşine yönelik fiziksel şiddet ve kadının hastalığında ilgilenmeme" kusurları yüklenmiş ise de;
somut olayda tanık beyanlarından erkeğin, kadının hastalığında ilgilenmeme eyleminin kadının hamile olduğu ve doğum yaptığı 2016 yılında gerçekleştiğinin ve bu tarihten sonra evliliğin devam ettiğinin, erkeğin, kadının kız kardeşine yönelik fiziksel şiddet eyleminin ise tanık anlatımından tam olarak zamanının belli olmadığı gibi evliliğin son olay olan kadın tarafından erkeğe ait video kayıtlarının bulunmasına kadar devam ettiğinin, bu haliyle kadının, erkeği affettiğinin veya en azından hoşgörü ile karşıladığının kabulü gerektiğinin,
bu şekilde ne zaman gerçekleştiği belli olmayan ve affedilmiş veya hoşgörü ile karşılanmış "... kadının kız kardeşine yönelik fiziksel şiddet ve kadının hastalığında ilgilenmeme" vakıalarının erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, yine de kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlar uyarınca boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı kadın vekilinin tüm, davacı-karşı davalı erkek vekilinin ise aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep edenin boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin belirlenmesi gerekir.
Yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesince geliri ve iş güvencesi bulunmayan kadının yoksulluğa düşeceği gerekçesi ile kadın yararına talebinin tam kabulü ile yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise; davalı-karşı davacı kadın asgari ücret ile çalışıyor olsa da, gelirinin onu yoksulluktan kurtarmayacağı gerekçe ile erkeğin yoksulluk nafakası yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı-karşı davalı erkek tarafından erkeğin işsiz ve geliri olmadığı, kadının ise çalışıp geliri olduğu ileri sürülmüş olduğu anlaşılmakla.
Mahkemece yeniden usulünce tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının SGK kayıtları da dikkate alınarak etraflıca araştırılarak, kadının ve erkeğin sürekli ve düzenli bir işte çalışıp çalışmadığının, kadının çalıştığının tespit edilmesi halinde, çalışması karşılığında elde ettiği gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığının, kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığının, taraflar işten ayrılmış ise, işten kendi istekleri ile ayrılıp ayrılmadıklarının, tarafların gelir durumlarının birbirlerine yakın veya denk olup olmadığının araştırılarak sonuca göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekirken,
bu konuda eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7872, K. 2025/5835, 16 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama