KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/8281 E., 2025/5738 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1055 E., 2024/1056 K.
- İlk derece mahkemesi
- Gaziosmanpaşa 4. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/49 E., 2022/1384 K.
Karar Metni
495 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı- davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi ve asıl boşanma davasının kabulü yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
1.Taraflar arasında görülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma ve birleşen önlem nafakası davasının yapılan yargılaması sonunda, İlk Derece Mahkemesince davacı-davalı erkeğin kadına şiddet uyguladığı, başka bir kadınla yaşamak için evi terk ettiği, eşine hakaret ettiği, davalı- davacı kadına yönelik ileri sürülen iddiaların erkek tarafından ispatlanamadığı, kadına atfı kabil kusur ispatlanamadığı gerekçesi ile açılan asıl davanın reddine, kadın ayrı yaşamakta haklı olduğundan birleşen nafaka davasının kısmen kabulüne hükmedilmiş ve hükme karşı davacı- davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi,
asıl davanın reddi ve birleşen davanın kabulü yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, erkeğin delil dilekçesine ek yazışma içeriklerinde kadının erkeğe "şerefsiz, domuz, sen de or.. sun "şeklinde hakaret içeren sözler söylediğinin sabit olduğu, erkeğin dayandığı hakaret vakıasının mahkemece kadına kusur olarak yüklenmemesinin doğru olmadığı, sonuçta; erkeğin kadına şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, başka bir kadınla yaşamak için evi terk ettiği, kadının da erkeğe hakaret ettiği dosya kapsamı ve görgüye dayalı tanık anlatımları ile sabit olduğu, evlilik birliğinin sarsılmasında erkeğin ağır kusurlu, kadının az kusurlu olduğu,
evlilik birliğinin devamında kadın ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar belirlenemediği, dosya içindeki bilgi ve belgelerden, kadının davaya karşı koymasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu gerekçesi ile açılan asıl boşanma davasının kabulü ile evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir.
Hükme karşı davalı- davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü yönünden temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
2.Türk Medeni Kanunu'nun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda belirtildiği üzere davalı kadının, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda az kusurlu olduğu gerekçesiyle boşanmaya karar verilmiş ise de;
yapılan incelemede; tanık N.S.'nin beyanları ve dosya içeriğinden tarafların boşanma davası açıldıktan sonra yargılama devam ederken Diyarbakır'da bir araya geldikleri ve bir müddet birlikte yaşadıkları, bu itibarla, kadına kusur olarak yüklenen vakıanın erkek tarafından affedildiği en azından hoşgörüyle karşılandığı anlaşıldığından taraflar bir araya gelmeden önceki olayların hükme esas alınması doğru değildir. Tarafların bir araya gelmesinden sonra davalı- davacı kadının boşanmaya sebebiyet veren bir kusuru erkek tarafından ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken kanun hükmünün yorumunda, delillerin takdirinde hataya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/8281, K. 2025/5738, 3 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama