KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/8570 E., 2025/5337 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/101 E., 2024/2012 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Antalya 8. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/654 E., 2023/846 K.
Karar Metni
388 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- davalı kadın vekili tarafından zina nedenine dayalı boşanma davasının da kabul edilmesi gerektiği, erkeğin kabul edilen birleşen boşanma davası, kadın lehine hükmedilen tazminatların miktarı yönünden; davalı- davacı erkek vekili tarafından ise kadının kabul edilen boşanma davası ve fer'îleri ile kusur belirlemesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı-davalı kadın tarafından boşanma talebinin farklı hukuki sebeplere dayanılarak hem 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, hem de 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi uyarınca boşanma talebinde bulunulduğunun İlk Derece Mahkemesince kadının davasının zina ve evlilik birliğinin sarsılması nedenlerine dayalı olarak kabul edildiğinin anlaşılmasına göre, davalı-davacı erkeğin tüm, davacı-davalı kadının aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında, kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/8570, K. 2025/5337, 27 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama