KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/9570 E., 2025/6186 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1506 E., 2024/1651 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bartın Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/174 E., 2023/137 K.
Karar Metni
616 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın vekili tarafından asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve nafaka miktarları yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflarca evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı olarak açılan ve birleştirilmesine karar verilen boşanma davalarının yapılan yargılaması neticesinde İlk derece Mahkemesince davacı-davalı erkeğin "kadına yeterli ilgiyi göstermediği, maddi olarak destek olmadığı ve kadına eve gelmemesi yönünde mesaj attığı", davalı-davacı kadının ise "sürekli telefonuyla ilgilendiği,
erkeğin annesine lakaplar taktığı, ev işleriyle ilgilenmediği ve yatakları ayırdığı" böylece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüyle tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin anneye bırakılmasına, çocuk yararına aylık 800,00 TL iştirak, kadın yararına aylık 900,00 TL yoksulluk nafakası ödenmesine, kadının tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.
Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince tarafların boşanma ve ferilerine ilişkin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. Karar davalı-davacı kadın vekili tarafından yukarıda gösterilen şekilde temyiz edilmiştir.
Dosyanın yapılan incelemesi, toplanan deliller ve tanık beyanlarından erkeğin ayrıca, bağımsız konut temin etmediği, kadın hamile iken onu kök ailesinin yanına bırakan annesinin bu davranışına engel olmadığı ve kadının kök ailesine bırakılmasından sonra eşi ile ilgilenmediği kusurları da sabit olup erkeğe bu kusurların da yüklenmesi gerekir. O halde tarafların Mahkemece belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlar ile birlikte değerlendirildiğinde boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-davalı erkeğin ağır, davalı-davacı kadının ise az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyleyken, Mahkemece hatalı değerlendirme ile tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür.
Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır.
O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/9570, K. 2025/6186, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama