KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2024/9656 E., 2025/5534 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1239 E., 2024/1331 K.
- Dava türü
- Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 20. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/82 E., 2022/863 K.
Karar Metni
993 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek vekili tarafından boşanma davasının ve fer'îlerinin reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Zina mümkün olmadığı taktirde evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda; davacı asile iddialarını ispatlaması bakımından tanıklarını bildirmesi için usulüne uygun süre verildiği, bu kesin süre içinde tanık bildirmediği, sonraki celsede hazır etmediği, dosyada davacının davasını ispatlamaya elverişli başkaca bir delil de bulunmadığından bahisle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Hükme karşı, davacı erkek vekili tarafından boşanma davası ve ferilerinin reddi yönünden istinaf yoluna başvurulması üzerine, istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince, erkeğin Mahkemece verilen süre içinde tanıklarını bildirmediği, erkeğin, şiddet videosunu ve fotoğrafları dosyaya sunduğunu, kadının başka adamdan çocuğu olduğunu bildirmişse de; fotoğrafların net olmadığı, fotoğraflardaki çocuğun erkeğin çocuğu olup olmadığı ve çocuğa şiddet uygulanıp uygulanmadığının anlaşılmadığı,
Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı erkek vekilince yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, taraflar Suriye uyruklu olup, davacı erkek dava dilekçesinde davalı kadının A. isimli başka bir erkekle birlikte yaşadığını, bu erkekten bir kız çocuğunun dünyaya geldiğini iddia ederek, delil olarak tanık, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına 2020/32841 soruşturma numarası, nüfus kayıtları, il göç idaresi kayıtları, video kayıtları, kredi kartı ekstreleri, banka hesap hareketleri ve kamera görüntülerine dayanmıştır.
İlk Derece Mahkemesince tarafların uyruklarını gösterir nüfus kayıt örneğinin celbi için ...
İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne yazı yazılmış, kurumun cevabi yazısında Müdürlükçe 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında iş ve işlemlerin yapılmakta olduğu, mevcut kimlik bilgilerine göre Göçnet veri tabanı üzerinde yapılan sorgulamada söz konusu yabancıların geçici koruma kapsamında kayıtlı olduğunun tespit edilerek kayıt bilgilerinin ekte sunulduğu belirtilmişse de, dava dosyasında davalı kadına ait nüfus kaydı bulunmamaktadır.
Davacı erkek tarafından sunulan istinaf ve temyiz dilekçesi incelendiğinde, istinaf ve temyiz sebebi olarak delil olarak dayandığı davalının başa bir erkekten çocuğu olduğuna dair nüfus kayıtlarının celbedilmediği hususunda itirazda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda davalı kadının aile nüfus kaydının dosya arasına alınmaması hatalıdır.
İlk Derece Mahkemesince davalı kadına ait nüfus kayıtları meşruhatlı olarak celbedilerek erkek tarafından sunulan bu delil ve dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre, kusur belirlemesi ve zina iddiası hakkında değerlendirme yapılması, erkeğin boşanma davası yönünden hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2.Davacı erkek vekili dava dilekçesinde, velayetin tedbiren ve yargılama sonucunda davacı erkeğe verilmesini talep etmiştir. Velâyet düzenlenirken; göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun üstün yararı belirlenirken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir.
Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Velâyet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir.
Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır.
Çocuğun bu konulardaki üstün yararını belirlerken; çocuk yetişkin biri olmuş olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda, kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecekti ise, çocuk için karar veren makamındaki kişinin de aynı yönde karar vermesi gerekir; yani, çocuğun farazi düşüncesi esas alınacaktır.
Velâyet kamu düzenine ilişkin olup, re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle, yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin 3 ve 6. maddeleri, iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Ancak çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesi de mümkündür.
Somut olayda; dosyanın incelemesinde tarafların ortak iki çocuğu bulunmakta olup fiili ayrılık döneminde çocuklardan ...'in baba yanında, ...'nın anne yanında kaldığı anlaşılmaktadır.
Davacı erkek tarafından ortak çocuğa ait olduğu iddia edilen çocuğa şiddet uygulandığına dair fotoğraflar dosyaya sunulmuş, davacı erkeğin davalı kadın ve dava dışı A.hakkında yaptığı şikayet sonucunda, şüpheliler hakkında tehdit, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması, güveni kötüye kullanma suçlarından verilen takipsizlik kararı dosya arasına alınmıştır.
Dosya arasında bulunan davacı baba ve baba yanında bulunan ortak çocuk Mohamad Malek ile yapılan görüşme sonucunda uzman psikolog tarafından düzenlenen 16.08.2022 tarihli sosyal inceleme raporundaki beyanında, annesinin kaldığı eve son gidişinde dava dışı ... .’nin kendisine cinsel istismarda bulunmaya çalıştığını, gerçekleşmeden kaçtığını, kardeşiyle en son 1 yıl önce telefonla konuştuklarını ve daha sonra hiç konuşmadıklarını beyan ettiği, anne ve anne yanında bulunan çocukla uzman tarafından görüşme yapılmadığı ve sosyal inceleme raporu alınmadığı,
bunun sonucunda Mahkemece ortak çocuk hakkında gerekli önlemlerin alınmadığı anlaşılmaktadır.
Velâyet düzenlemesi yönünden çocukların üstün yararının belirlenmesi amacıyla psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlarca babanın iddiaları ve baba yanında kalan ortak çocuğun rapordaki beyanları da dikkate alınarak , taraflar ve ortak çocuklarla görüşülerek yeniden sosyal inceleme raporu düzenlenmesinin istenmesi, dosyadaki mevcut rapor ve alınacak rapor, tüm deliller birlikte değerlendirilerek çocukların üstün yararlarının tespit edilmesi ve sonucuna göre geçici velayet hususunda düzenlemesi yapılması gerekirken eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/9656, K. 2025/5534, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama