KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/1889 E., 2025/9455 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1950 E., 2024/1973 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 24. Aile Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/852 E., 2023/670 K.
Karar Metni
722 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, nafaka ve tazminat miktarları ile aleyhe hükmedilen vekalet ücreti yönünden; davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, çocuk ve kadın için kabul edilen nafakalar ve tazminatlar, velayet ile reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmiş olup, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Mahkemece davalı- karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenen "askerde olan oğlunu arayıp sormama" vakıasına ilişkin olarak ergin olan oğlunun babaya karşı tavırlarına ilişkin dinlenen tanık beyanları karşısında babanın askerde olan oğlunu aramamasının erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğinin,
ne var ki Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışları uyarınca boşanmaya sebebiyet veren olaylarda yine de davalı- karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-davalı kadın yararına takdir edilen maddî tazminat azdır. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda maddî tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
3.Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep edenin boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin belirlenmesi gerekir. İlk Derece Mahkemesince kadının asgari ücret ile işçi olarak çalıştığı, asgari ücret seviyesindeki gelirin kişiyi yoksulluktan kurtarmayacağı belirtilerek kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan incelemede herhangi bir geliri ve malvarlığı bulunmayan, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği anlaşılan ve boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olmayan kadın yararına 4721 sayılı TMK’nun 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakasına hükmedilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiştir.
Dosyanın yapılan incelemesinde.
İlk Derece Mahkemesince yaptırılan sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanaklarında kadının işçi olarak çalıştığı, asgari ücret aldığı, adına kayıtlı .........'de 17 dönüm tarla olduğu, aylık 3.000-TL kira ödediği, 08.07.2022 tarihli sosyal inceleme raporunda kadının, kardeşinin işlettiği benzinliğin marketinde stok görevlisi olarak asgari ücret karşılığında çalıştığını, pazar günleri izinli olduğunu ve, sosyal güvencesinin bulunduğunu beyan ettiği, TAKBİS sisteminden yapılan araştırmada da kadının adına kayıtlı Ankara/Altındağ'da iki adet taşınmazının bulunduğu, erkeğin ise erkek kuaförü olduğu, gelirinin tespit edilemediği,
adına kayıtlı 1991 model Suzuki marka aracının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı erkek vekili istinaf ve temyiz dilekçelerinde erkeğin kirada oturduğunu, kadının ise babasına ait evde kira ödemeden oturduğunu, kadından daha az gelirinin olduğunu beyan etmiştir.
Gerçekleşen bu durum ve erkeğin iddiaları karşısında Mahkemesince yeniden usulünce tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının, TAKBİS ve SGK kayıtları da dikkate alınmak suretiyle etraflıca araştırılarak, kadının sürekli ve düzenli bir gelirinin olup olmadığının, hali hazırda çalıştığının tespiti halinde elde ettiği gelirin davalı-karşı davacı erkeğin geliri ile birbirine yakın ve denk olup olmadığının, tarafların kirada oturup oturmadıklarının, ayrıca davacı- karşı davalı kadın adına kayıtlı taşınmazların değerleri ile kira geliri, ya da başka gelir getirip getirmediğinin, getiriyorsa miktarının belirlenip,
sonucuna göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1889, K. 2025/9455, 4 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama