KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/2221 E., 2025/9090 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/283 E., 2025/249 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Yerköy 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/423 E., 2024/833 K.
Karar Metni
631 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından karşı davanın reddi ve fer'îleri yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflarca karşılıklı olarak açılan davada, yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmiş, kararın davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından anlaşmalı boşanma iradesinden dönüldüğü ve davanın çekişmeli boşanma davası olarak görülmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi gönderme kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince verilen ikinci kararda her iki davanın da ayrı ayrı reddine karar verilmiş, kararın davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, yukarıda belirtildiği şekilde temyiz edilmiştir.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince "...asıl dosyada davacının Yozgat Aile Mahkemesi'nin 2017/284 Esasında açılan dosyada af niteliğinde hareketler sergilemesi, asıl dosyada davacı yanca evlilik dışı çocuğun Yozgat Aile Mahkemesi'nin 2017/284 Esas sayılı dosyasında öğrenildiğinin sabit olduğu ve 4721 sayılı yasanın 161 maddesinin "Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur." hükümleri uyarınca zina sebebine dayalı talebinin asıl dosyada davacı yanca davalının evlilik dışı çocuğunun öğrenildiği ve affedildiğinin tespiti sonucu asıl davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Karşı dava yönünden.
Karşı davanın yasal dayanağı 4721 sayılı TMK'nın 166/1 maddesidir. İddia, savunma, dosyada bulunan belgeler ile taraf beyanları ve tanık anlatımları ile tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde davalı-karşı davacının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, evlilik dışı ilişki yaşadığı, evliliğin devamı sırasında evlilik dışı çocuk sahibi olduğu ve bu çocuğun tanıma yoluyla nüfusuna kaydının yapıldığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğu,
kişinin kendi kusuruna dayanarak boşanma davası ikame edemeyeceği hukuksal nedenine dayalı olarak karşı davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..." gerekçesiyle karşı davanın erkeğin tam kusurlu olduğundan bahisle reddine karar verilmişse de bu tespitin hatalı olduğu, İlk Derece Mahkemesince asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede erkeğe, kusurlu davranışının kadın tarafından affedilmesi sebebiyle kusur yüklenemeyeceğinin belirtildiği, gerekçenin kendi içerisinde çelişkili olduğu,
dosya kapsamından karşı davanın, erkek tarafından kadına yüklenecek kusurlu bir davranışın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan sebeple karşı davanın reddi sonucu itibarıyla doğru olduğundan ve yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sonucu itibariyle doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/2221, K. 2025/9090, 21 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama