KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/3048 E., 2025/9855 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/808 E., 2025/274 K.
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
- İlk derece mahkemesi
- Tirebolu Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/82 E., 2024/23 K.
Karar Metni
519 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- davalı kadın vekili tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, kadının reddedilen maddî ve manevî tazminat talebi, tedbir ve iştirak nafakası miktarı, yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden; davalı- davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, erkeğin reddedilen tazminat talepleri, kişisel ilişki düzenlemesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı -davacı erkek vekilinin tüm, davacı -davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesince her ne kadar boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları uyarınca, özellikle erkeğin evlilik birliğinin yüklediği yükümlülükleri ağır şekilde ihmal ettiği gözetildiğinde birliğinin temelinden sarsılmasında erkeğin ağır, kadının daha az kusurlu olduğunun kabulü gerekir.. Hal böyle iken, yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, kusur belirlemesi yönünden kararın bozulması gerekmiştir.
3.Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, boşanmaya sebep olan olaylarda erkek kadına nazaran daha ağır kusurludur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür.
Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı -davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır.
O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davacı -davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/3048, K. 2025/9855, 18 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama