KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/6478 E., 2026/1330 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2026
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/1178 E., 2025/1221 K.
Karar Metni
428 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek vekili tarafından asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, aleyhine yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi, reddedilen tazminat talepleri ile kabul edilen ziynet alacağı yönlerinden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Davalı-davacı erkek vekilinin ziynet alacağına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz yoluna başvurulamaz. Temyize konu edilen miktarın, kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davalı-davacı erkek vekilinin temyizine konu ziynet alacağı miktarı, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile miktar yönünden kesin olarak verildiği ve 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı-davacı erkek vekilinin ziynet alacağı davası yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı-davacı erkeğin diğer yönlerden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmal rına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine ve özellikle, erkeğe yüklenen "evliliklerinin ilk dönemlerinde kadının hamile kalamaması nedeniyle kadını aşağıladığı" vakıasından sonra tarafların evliliğinin devam ettiği, erkeğin bu davranışının kadın tarafından affedildiği en azından hoş görü ile karşılandığı,
affedilen ya da hoş görü ile karşılanan davranışların kusur olarak yüklenilmesinin mümkün olmadığı bu nedenle erkeğe kusur olarak yüklenilmesinin doğru olmadığı, belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre yine de erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı-davacı erkek vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/6478, K. 2026/1330, 9 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama