KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/6770 E., 2026/1261 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2026
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/... E., 2025/596 K.
Karar Metni
521 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile nafakalar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı erkeğin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 175 inci maddesine göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir.
İlk Derece Mahkemesince kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği gerekçesi ile kadın lehine yoksulluk nafakası takdir edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de herhangi bir geliri ve malvarlığı bulunmayan, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği anlaşılan ve boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olmayan davacı kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile erkeğin yoksulluk nafakasına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince dosyaya eklenen 08.04.2025 tarihli SGK bilgi evrakında kadının SGK kaydının bulunmadığı yönünde bilgi mevcut ise de; davacı kadın vekilinin dava dilekçesinde kadının İç İşleri Bakanlığında memur olarak çalıştığını beyan ettiği, İç İşleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü'nün 02.02.2023 tarihli müzekkere cevabı ekindeki maaş bordrosunda kadının 13.938,54 TL maaş aldığının bildirildiği ve kadının da 21.11.2023 tarihli celsede 25.400,00 TL maaş aldığını beyan ettiği,
ayrıca 07.03.2023 tarihli sosyal ve ekonomik durum araştırmasında da kadının memur olup 14.000,00 TL geliri olduğunun bildirildiği, davalı erkek tarafından temyiz dilekçesinde de kadının memur olarak çalıştığı hususunun belirtildiği görülmüştür.
O halde Mahkemece yeniden usulünce tarafların sosyal ve ekonomik durumların etraflıca araştırılarak, kadının sürekli ve düzenli bir işte çalışıp çalışmadığının, çalıştığının tespit edilmesi halinde, çalışması karşılığında elde ettiği gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığının, kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığının, işten ayrılmış ise, işten kendi isteği ile ayrılıp ayrılmadığının, tarafların gelir durumlarının birbirlerine yakın veya denk olup olmadığının araştırılarak sonuca göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekirken,
bu konuda eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/6770, K. 2026/1261, 9 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama