KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2025/9323 E., 2026/1105 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2026
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/... E., 2025/992 K.
Karar Metni
514 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihleri ve numarası gösterilen asıl ve ek karar davacı vekili tarafından reddedilen velâyetin değiştirilmesi talebi ve düzenlenen kişisel ilişkinin süresi yönünden duruşma talepli olarak temyiz edilmiş ise de kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince işin mahiyeti gereği duruşma isteminin reddi ile temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle velayetin değiştirilmesi davasının çekişmesiz yargı işlerinden olup temyiz edilemeyecek kararlardan olduğunun, Bölge Adliye Mahkemesince de velayetin değiştirilmesi talebinin reddi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın kesin olarak verildiğinin anlaşılmasına göre davacı anne vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kişisel ilişki düzenlemesinde çocuğun menfaatleri yanında analık ve babalık duygularının tatmini de esastır. Bu tatmin duygusu ile çocuğun yüksek yararı birlikte değerlendirilerek, çocuğun kişisel gelişimine en uygun düzenleme tercih edilmelidir. Somut olayda velayeti babada bulunan ortak çocuk 2015 doğumlu ... ile davacı anne arasında düzenlenen kişisel ilişki saatlerinin, çocuğun yaşı ve eğitim hayatı birlikte değerlendirildiğinde çocuğun menfaatine uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Daha uygun süreli kişisel ilişki tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/9323, K. 2026/1105, 4 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama