İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /20. Ceza Dairesi

YARGITAY · 20. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 20. Ceza Dairesi E.2019/3931 K.2020/2392

Yüksek Adalet Bakanlığı'nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 04/10/2018 tarihli, 2018/338 esas ve 2018/522 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay…

Esas2019/3931Karar2020/2392Tarih3 Haziran 2020Okuma8 dk · 1.521 kelime

KÜNYE

20. Ceza Dairesi 2019/3931 E., 2020/2392 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
3 Haziran 2020
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.521 kelime·8 dk okuma·1 bölüm

Yüksek Adalet Bakanlığı'nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 04/10/2018 tarihli, 2018/338 esas ve 2018/522 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 30/09/2019 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

A-) Konuyla İlgili Bilgiler:

İncelenen dosyadan;

1-Sanık hakkında, 11/10/2008 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle yapılan soruşturma sonucunda; Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08/01/2009 tarihli, 2008/9386 soruşturma, 2009/52 esas ve 2009/23 sayılı iddianamesi ile TCK’nın 191/1-2 ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Sarıyer Sulh Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı,

2- Sarıyer Sulh Ceza Mahkemesi'nin 06/10/2009 tarihli 2009/44 esas ve 2009/1052 sayılı kararı ile; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 31/12/2009 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği ve infazı için 03/03/2010 tarihinde Beyoğlu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne gönderildiği,

3- Beyoğlu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün 15/03/2010 tarihli çağrı yazısının 01/04/2010 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre sanığa tebliğ edildiği, yine 16/04/2010 tarihli çağrı yazısının 26/04/2010 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılarak 06/05/2010 tarihinde Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği,

4- İstanbul 30. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 07/03/2013 tarihli, 2011/1401 esas ve 2013/152 sayılı kararı ile, sanığın tebligatın ulaşmaması nedeniyle tedbire uyamadığını savunduğu,sanığın kastının ve kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca verilen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının devamına karar verildiği, kararın 15/04/2013 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,

5-Silivri Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün 23/08/2013 tarihli, 2013/1810 DS sayılı çağrı yazısının 27/08/2013 tarihinde Silivri Ceza ve İnfaz Kurumu'nda tebliğ edildiği, sanığın ceza ve infaz kurumundan tahliye olması üzerine dosyanın yetkisizlikle İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne gönderildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/10095 DS sayılı ve 18/07/2014 tarihli yazısı ile, hükümlünün yasal sürede denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmediğinin İstanbul 30. Sulh Ceza Mahkemesi'ne ihbar edildiği,

6-Dosyanın İstanbul 83. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/1130 esasına kaydedildiği, yapılan yargılama sonucunda İstanbul 83. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17/03/2015 tarihli, 2014/1130 esas ve 2015/344 sayılı kararı ile sanığın “TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5728 sayılı yasa ile değişik CMK’nın 231/5.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, beş yıl denetim süresine tabi tutulmasına” karar verildiği, kararın 21/04/2015 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,

7-Sanığın 07/08/2015 tarihinde işlediği “6136 sayılı Kanun’a aykırılık” suçu nedeniyle İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 28/11/2017 tarihli, 2017/534 esas ve 2017/413 sayılı ilamı ile; 6136 sayılı Kanun’un 13/1 ve TCK’nın 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verildiği, kararın 21/03/2018 tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi'nin kararı ile kesinleştiği,

8-İhbar üzerine kanun yararına bozma istemine konu İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 04/10/2018 tarihli, 2018/338 esas ve 2018/522 sayılı kararı ile; hükmün açıklanmasına ve sanığın TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın 31/10/2018 tarihinde istinaf başvurusunda bulunduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nce 08/01/2019 tarihinde 7 günlük süreden sonra istinaf isteminde bulunulduğundan istinaf başvurusunun reddine karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:

Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;

“Kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde satın almak suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/2. maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Sarıyer Sulh Ceza Mahkemesi'nin 06/10/2009 tarihli ve 2009/44 esas, 2009/1052 sayılı kararını müteakip, sanığın denetimi ihlal ettiği gerekçesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,

6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair İstanbul 83. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17/03/2015 tarihli ve 2014/1130 esas, 2015/344 sayılı kararının 21/04/2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 07/08/2015 tarihinde 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlemesi sebebiyle,

yeniden yapılan yargılama neticesinde anılan hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 04/10/2018 tarihli ve 2018/338 esas, 2018/522 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

Dosya kapsamına göre, sanık hakkında müsnet suçtan yapılan kovuşturma sırasında, 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca,

5271 sayılı Kanun'un 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği cihetle, sanık hakkında verilen hükmün açıklanması koşullarının da 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine tâbi olmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 191/4. maddesinde yeralan; "a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,

c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması..." hallerinde hükmün açıklanmasına karar verileceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 04/10/2018 tarihli ve 2018/338 esas, 2018/522 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.

C-) Konunun Değerlendirilmesi :

Sanık ... hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 83. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17/03/2015 tarihli ve 2014/1130 esas, 2015/344 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkındaki hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddeleri gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tâbi tutulmasına karar verildiği,

denetim süresi içerisinde 07/08/2015 tarihinde işlediği “6136 sayılı Kanun’a aykırılık” suçu nedeniyle mahkemesince cezalandırılmasına karar verildiği, yapılan bildirim üzerine de kanun yararına bozma istemine konu karar ile hükmün açıklanmasına karar verildiği, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının.

28/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde verilmediği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5.maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, keza.

28/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddesinde yer alan;

“(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.

(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur.” şeklindeki düzenleme karşısında, somut olayda hakkında daha önce denetimli serbestlik tedbiri uygulanan sanık hakkında TCK’nın 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin mümkün olmadığı,

mahkemece 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesine göre hükmün açıklanmasına karar verilmiş olsa dahi yasal düzenleme karşısında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5.maddesine göre verilmiş sayılacağı ve hükmün açıklanması koşullarının da 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesine göre değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından kanun yararına bozma istemi bu gerekçe ile yerinde görülmemiş,

Ancak;

İstanbul 30. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 07/03/2013 tarihli, 2011/1401 esas ve 2013/152 sayılı kararı ile, “sanığın tebligatın ulaşmaması nedeniyle tedbire uyamadığını savunduğu,sanığın kastının ve kusurunun bulunmadığı” gerekçesiyle TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca verilen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının devamına karar verildiği, kararın 15/04/2013 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği ve infazı için Silivri Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne gönderildiği, Silivri Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün 23/08/2013 tarihli, 2013/1810 DS sayılı çağrı yazısının 27/08/2013 tarihinde Silivri Ceza ve İnfaz Kurumu'nda tebliğ edildiği,

sanığın ceza ve infaz kurumundan tahliye olması üzerine dosyanın yetkisizlikle İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne gönderildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/10095 DS sayılı ve 18/07/2014 tarihli yazısı ile, hükümlünün yasal sürede denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmediğinin İstanbul 30. Sulh Ceza Mahkemesi'ne ihbar edildiği, ancak. İstanbul Denetimli Serbestlik

Müdürlüğü'nün denetim dosyasının dosya arasında bulunmadığı, bu nedenle yükümlülük ihlalinin ne şekilde gerçekleştiğinin tespit edilemediği anlaşıldığından; mahkemece İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün 2013/10095 DS sayılı tedbir dosyasının dosya arasına alınarak yükümlülük ihlalinin ne şekilde gerçekleştiği,ısrar şartının ve hükmün açıklanması koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden hükmün açıklanmasına karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.

D-)Karar:

Yukarıda açıklanan nedenlerle; mahkemece İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün 2013/10095 DS sayılı tedbir dosyasının dosya arasına alınarak yükümlülük ihlalinin ne şekilde gerçekleştiği,ısrar şartının ve hükmün açıklanması koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden hükmün açıklanmasına karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden;

İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 04/10/2018 tarihli ve 2018/338 esas, 2018/522 sayılı kararının değişik gerekçe ile 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

03/06/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2019/3931, K. 2020/2392, 3 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
20. Ceza Dairesi
Esas No
2019/3931
Karar No
2020/2392
Tarih
3 Haziran 2020

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2019/3931 K.2020/1938
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2019/3932 K.2020/1781
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2019/3932 K.2020/3804
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2019/3932 K.2020/3827
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2019/3933 K.2020/1391
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi E.2019/3933 K.2020/2393

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.