KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2005/15293 E., 2006/799 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Şubat 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.322 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ile davalı ... ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri ... Köyünde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece, davanın kabulü ile (A) ile gösterilen 3385 m2'lik taşınmazın payları oranında davacılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ile davalı ... ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 16/02/1981 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi de 1956 yılında yapılmış ve sonuçları 25/12/1956 - 25/01/1957 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Çekişmeli 377 parsel sayılı taşınmaz 1957 yılında ... Köyünde yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 16840 m2 yüzölçümü ile davacıların murisi adına tespit edilmiş ise de, tespite itiraz davası sonucunda Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1957/75 - 1958/94 sayılı kararı ile orman sayılan yerlerden olması nedeniyle tapulama tespit tutanağı iptal edilerek taşınmazın orman olarak tespit dışı bırakılmasına karar verilmiştir.
1- Davacı gerçek kişinin temyizi yönünden; gerek kişinin temyize konu ettiği (B) işaretli bölümün fiilen ve eylemli orman olduğu, gezici orman kadastro mahkemesinin 1957/75- 1958/94 sayılı kararı ile orman olması nedeniyle tesbit dışı bırakıldığı, zilyetlikle kazanılacak yer olmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- a) Yürürlükten kaldırılan 2613 sayılı kadastro ve tapu tahriri yasası ile 5602 ve 766 sayılı tapulama Yasalarındaki hükümlere göre arazi kadastro ekipleri, çalışma yapacağı yerde ilk önce orman alanlarını belirleyip bundan sonraki çalışmalarını orman alanları dışında sürdürmekteydi.
Arazi kadastro ekipleri bu çalışmalar sırasında bir arazi parçasının orman olduğu sonuçuna varırsa, o yerin kadastro paftası üzerine “orman”,“orman alanı” veya “devlet ormanı” yazmakta ,ancak sınırlandırma ve ölçü işini yapmadan orman alanı olarak belirlediği arazi kesimi dışında kalan yerleşim ve ... alanlarında çalışmalarını sürdürerek o alanda tapulama tespit tutanaklarını düzenlemekte; taşınmazların ölçü ve tersimat işlemlerini yapmaktaydı. Bu durumda tüm ormanların sınırlandırma ve kadastro işlemleri tapulamanın konusu dışında kalmakta, tapulama görevlileri sadece bir yerin orman olup olmadığını saptamaktaydı.
Bu şekilde arazi kadastro ekipleri, tapulama komisyonları ve tapulama mahkemesi kararları ile bir yerin orman olması nedeniyle 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince tespit harici bırakılmasına karar verilmiş ise, bu taşınmaz o yerde orman kadastrosunun yapıldığı güne kadar orman sayılmaktadır. (H.G.K. 24.11.2001 gün 2001/8 - 964 - 751 S.K ).
Orman Kadastro Yönetmeliğine göre bir yerde orman kadastrosu yapılmaya başlanmadan önce bu yere ait ... fotoğrafları,memleket haritası ve varsa kesinleşmiş mahkeme kararları getirtilerek, bu belgeler incelenip orman kadastrosuna başlanması ve mahkeme kararı ile hükmen orman olan taşınmazların orman tahdit sınırları içine alınması zorunludur.
Ancak çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1981 yılında orman tahdidi ve 2/B uygulaması yapıldığı halde bu husus dikkate alınmamış, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğuna dair gezici kadastro mahkemesinin 1957/75 - 1958/94 sayılı kararı uygulanmamış ve taşınmaz tahdit dışında bırakılmıştır.
Bilindiği gibi hukuki uyuşmazlıklar meydana geldikleri tarihte yürürlükte olan yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir.
2613, 5602 ve 766 sayılı yasaların yürürlüğü döneminde arazi kadastro ekipleri, tapulama komisyonları ve tapulama mahkemelerince bir taşınmazın orman olduğu tespit edilmiş ise bu taşınmaz o yerde orman kadastrosu yapılıp kesinleşmiş olsa bile 6831 Sayılı Yasanın 1/ı maddesindeki “Tabi olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” Hükmü gereğince sonraki yıllarda taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması, o yerin orman niteliğini kayıp ettiği sonuçunu doğurmayacağından ve orman toprağı zilyetlikle kazanılamayacağından orman sayılır.
Kaldı ki. 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi 05.11.2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve “....evvelce sınırlandırılması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların ...orman kadastrosu, orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükümleri getirilmiş olduğundan, tapulama (kadastro) sırasında orman olması nedeniyle kadastro ekiplerince,
kadastro komisyonlarınca ya da mahkemelerce tespit dışı bırakılmış olan ormanların daha sonraki yıllarda yapılan orman kadastrosu sırasında orman sınırları içine alınmayarak orman kadastro sınırları dışında bırakılması halinde sözü edilen 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasayla değişik 7. maddesi hükmüne göre “herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalan orman” olması sebebiyle her zaman yapılacak orman kadastrosu ile orman sınırları içine alınabilir.
Bu nedenle bu tür yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olması mümkün değildir.
b) Çekişmeli taşınmazın (eski 377 parsel ) orman sayılan yerlerde olduğu gezici arazi kadastro mahkemesinin 1957/75 - 1958/94 sayılı kararı ile hükmen saptandığından taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu konusunda kesin hüküm mevcuttur. Yargılama sırasında taşınmazın (A) ile gösterilen kısmının ... arazisi olarak kullanıldığı belirtilmişse de, bu kısımdaki orman bitki örtüsünün sonradan yok edildiği anlaşılmaktadır. Öncesi orman olan
yerlerin zaman içinde üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olması mümkün değildir.Dava konusu taşınmaza ilişkin kesin hüküm aşılarak , taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak şekilde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
3- Diğer taraftan; davacılar adına tesciline karar verilen (A) işaretli bölümün dört tarafı fiilen orman olan ve gezici arazi kadastro mahkemesi kararı ile orman olması nedeniyle tespit harici bırakılan (B) bölümü (eylemli orman alanları ) ile çevrili orman içi açıklık niteliğindedir.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda ... ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasanın madde 17/1-2 Devlet Ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü ... ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda ..., inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle ... açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda ... ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, ... ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır.
Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan ... kazanımından söz edilemez.Bu nedenle çekişmeli taşınmaz tüm çevresi eylemli orman alanları ile çevrili ve bu alanlar ile bütünlük arz eden orman içi açıklığı niteliğinde olduğundan davacıların davasının tüm bu nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2005/15293, K. 2006/799, 2 Şubat 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama