KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/10096 E., 2006/12789 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
765 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... Belediye hududunda bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece ... bilirkişi raporunda belirtilen 4407,38 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline, karşı davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 03.04.1986 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1959 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Davacı 1959 yılında yapılan arazi kadastro çalışmalarında taşlık olarak tescil harici bırakılan taşınmazda zilyetliğe dayanarak tescil davası açmıştır.
Davalı Hazine ise, 03.09.2001 tarihli dilekçesi ile çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davacı gerçek kişinin yaşı itibarı ile zilyetliğinin bulunmadığını belirtilerek davanın reddine Hazine adına tapuya tesciline ve davacı gerçek kişinin elatmasının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacı gerçek kişinin çekişmeli taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunduğu kabul edilerek adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildi.
Şöyle ki; çekişmeli taşınmaza komşu olan taşınmazlara ilişkin kadastro tesbit tutanakları, dayanakları olan kayıt ve belgeler dosyaya getirtilmemiş, varsa dayanakları olan belgelerin çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak gösterdiği araştırılmamış, karşı davacı Hazinenin dava dilekçesinde bildirdiği tanıkları dinlenmemiş, dinlenmeme sebebi açıklanmamış, yerel bilirkişi ve davacı tanıklarının beyanlarına göre davacının 12 yaşında taşınmaz üzerinde ne şekilde zilyet olabileceği, o yaş itibarı ile imar ihya yapılıp yapılamayacağı hususu tartışılmamıştır.
O halde;
Mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmaza komşu olan 1751, 1754 ve 1844 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kadastro tesbit tutanakları, varsa dayanakları olan kayıt ve belgeler, kadastroca oluşan tapu kayıt örnekleri ile 1980'li yıllara ait memleket haritası, ... fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi ve bir ... elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte,
çekişmeli taşınmaz ile birlikte ... araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli. 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; ... yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler ... ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp;
orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu ... parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir.
Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte ... uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı, imar ihya yapılmış ise, hangi tarihte tamamlandığı, tanıkların beyanına göre davacının yaşı itibarı ile çekişmeli taşınmazı ne şekilde imar ihya ettiği belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; karşı davacı hazine ile davacı gerçek kişinin tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı,
kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; dava tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli.
3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, varsa önceki zilyetleri yönünden de Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, ... ve ... olarak kazanılmış ... miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/10096, K. 2006/12789, 5 Ekim 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama