KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/10162 E., 2006/12797 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2006
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
469 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 04.12.2003 gün ve 2003/6035-8819 sayılı bozma kararında özetle.
"Sulh Ceza Mahkemesinin mahkumiyete ilişkin ilamının bozulmuş olması karşısında kesin hüküm oluşturamayacağı, uzman bilirkişi raporlarına göre taşınmazla ilgili üç değişik rapor olduğu farklı uzmanlar tarafından düzenlenen raporlarda çekişmeli taşınmazın konumunun farklı gösterildiği belirtilerek yeniden üç uzman orman mühendisi ve fenni bilirkişi marifetiyle kesinleşen 1951 yılına ilişkin orman tahdit harita ve tutanakları uygulanarak taşınmazın konumunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kesin hüküm nedeniyle reddine ve dava konusu parsel ile ilgili verilen Kadastro Mahkemesinin 1994/646-1995/62 sayılı ilamı ile tespit gibi tescil kararı kesinleşmiş olduğundan, tescil işleminin yapılması için karar kesinleştiğinde dosyanın Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1951 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1992 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda ortada kesin hüküm bulunduğu gerekçesi ile davanın reddi yolunda hüküm kurulmuş ise de, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki; mahkemenin kesin hüküm olarak kabul ettiği ilam bu davanın yargılaması sırasında oluşan bir ilamdır ve kesin hüküm olarak kabul edilemez.
Zira, eldeki dava 08.10.1993 tarihinde Orman Yönetimi tarafından genel mahkemede davalı gerçek kişiye karşı elatmanın önlenmesi ve kal davası olarak açılmış, yargılama sırasında 1994 yılında yörede yapılan genel arazi kadastro çalışmalarında çekişmeli ... Mahallesi 216 ada 17 parsel sayılı taşınmaz 363 m2 yüzölçümünde orman niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiş, Orman Yönetiminin aynı taşınmaza yönelik olarak açtığı kadastro tespitine itiraz davası ...
Kadastro Mahkemesinin 09.03.1995 tarih ve 1994/646-62 sayılı ilamı ile tesbitin zatenz orman niteliğinde yapılması nedeni ile red edilmiş ve söz konusu hüküm temyiz edilmeden kesinleşmişse de, çekişmeli taşınmazla ilgili olarak kadastro tesbit tutanağının düzenlendiği tarihden önce genel hukuk mahkemesinde dava bulunduğundan bu parselin ... hanesinin kadastro ekiplerince ya da hükmen belirlenmiş olması yasal sonuç doğurmayacağından ... hanesinin açık olduğu kabul edilmelidir..
Bu nedenlerle, ilgili ilamın tarafı olan Hazine de bu davanın doğal tarafı olacağından, duruşma günü tebliğ edilip davadan haberdar edilerek taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra taraflardan iddiaları sorulup gösterecekleri deliller toplanmalı, 3402 Sayılı Yasanın 30/2 maddesi gereğince kadastro hakimi resen lüzum gördüğü diğer delilleri de toplayarak dava konusu parseli belirleyeceği gerçek hak sahibi adına tescile karar vermelidir.
Mahkemece bu hususlar düşünülmeden kesin hüküm nedeniyle davanın reddi yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/10162, K. 2006/12797, 5 Ekim 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama