KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/10631 E., 2006/12227 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Eylül 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
450 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki mülkiyetin tespiti davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Orman Yönetimi, Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 28.03.2000 gün ve 1999/12098-2703 sayılı bozma kararında özetle; "Çekişmeli taşınmaz su altında kaldığından gerçek kişilerin davası mülkiyetin tespitine yöneliktir. Medeni Kanunun 639 ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri gereğince araştırma yapılması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu 550 parselin tespitin iptali ile davacılar adına tespit ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Orman Yönetimi, Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, mülkiyetin tespiti niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 18.06.1987 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak hüküm kurulmuş ise de, dosyadaki delillerin takdirinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki;
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve uzman bilirkişi raporlarından çekişmeli 550 parsel sayılı taşınmazın (20.000 m2 yüzölçümünde) yörede 1977 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmalarında orman sayılan yerlerden olması nedeni ile devlet ormanı olarak tescil harici bırakıldığı, aynı yerde 1985 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmasında ise bu defa tarla niteliği ile Hazine adına tesbit edildiği, ancak yerel mahkeme tarafından 766 Sayılı Yasanın 46/2 maddesi gereğince yapılan işlemin 2. kadastro işlemi olduğu gerekçesi ile tesbitin iptaline karar verildiği ve tapulama dışı bırakıldığı,
davacı gerçek kişilerin 04.11.1986 tarihli dilekçe ile çekişmeli taşınmazın kendilerine ait olduğu iddiası ile kadastro mahkemesinde kadastro tespitine itiraz davası açtıkları, Orman Yönetiminin de aynı taşınmaza yönelik olarak açtığı davanın bu dosya ile birleştirildiği, çekişmeli taşınmazın 1986 yılında baraj gölü alanında su altında kaldığı, yapılan yargılama sırasında yörede 18.06.1987 tarihinde orman kadastro çalışmalarının ilan edildiği, dava tarihi itibarı ile orman kadastro çalışmalarının kesinleşmediği, çekişmeli taşınmazın halen tüm yönlerden ormanlık alan ile çevrili olduğu,
(komşu 549 parseli orman niteliğini yitirdiğinden bahisle Hazine adına tesbit edildiği ve tesbitin kesinleştiği), davacı gerçek kişilerin talebinin taşınmazın su altında kalması nedeni ile mülkiyet tesbiti olarak değerlendirilmesi gerektiği, ancak dava konusu olan taşınmazın öncesi orman olup, orman
kadastro çalışması yapılıp tahdit dışı bırakılıncaya kadar taşınmaz orman niteliğini koruduğundan bu tarihler arasındaki zilyetliğe değer verilemeyeceği hususunun Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları ve HGK’nun 12.05.2004 tarih ve 8-242-292 sayılı kararından anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle; mahkemece, orman niteliğindeki yerlerde zilyetliğe değer verilemeyeceği düşünülerek gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşünceler ile kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olduğu gibi kabule göre de, çekişmeli taşınmazın (su altında kalmasına rağmen) davacılar adına tapuya tescili yolunda hüküm kurulması da doğru değildir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/10631, K. 2006/12227, 28 Eylül 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama