Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15.10.2002 ... ve 2002/5733-8089 sayılı bozma kararında özetle: “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, iptali istenilen taşınmaz her ne kadar 1990 yılında kesinleşen orman sınırları dışında ise de, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilmesi için öncesinin de orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi gerektiği, dosyada bulunan orman bilirkişi raporunda ise yalnızca orman kadastro haritası esas alınarak rapor verildiği,
ayrıca, taşınmazın hududunda orman bulunduğundan, değişebilir sınırlı dayanak vergi kaydı uygulanıp kapsamının tam olarak belirlenmesi gerekirken, bu yönün gözardı edildiği, bu nedenlerle; mahkemece dayanak vergi kaydı ile revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planlarının ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında;
serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman mühendisi ve bir tapu fen memurundan oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaza ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, öncelikle memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planında; taşınmazın öncesinin ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi.
3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumunun saptanması, orman tahdit hattı ile irtibatlı kroki tanzim ettirilmesi, keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafların çektirilmesi, onaylanarak dosyaya eklenmesi, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; memleket haritası ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenip biribiri üzerine aplike edilerek çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre, konumunun saptanarak,
bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması, dayanak vergi kaydı genişletilebilir sınırları da içerdiğinden, komşu parsel dayanak kayıtlarından yararlanmak ve sabit sınırdan başlamak üzere miktarı ile geçerli kapsamın tayin olunması,
asıl taşınmazın kapsamı orman veya ormandan açma değil ise, miktar fazlasının, sınırda bulunan ormandan açma yapılmak suretiyle oluştuğunun kabul edilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tapu iptal ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli Uzunyurt köyü 113 ada 75 sayılı parselin bulunduğu yerde orman kadastrosu 1988 yılında yapılıp, 30.05.1990 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşmiştir.
Çekişmeli Uzunyurt Köyü 113 ada 75 parsel sayılı 23309 m2 yüzölçümündeki taşınmaz sit alanında kaldığından söz edilerek 1992 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda Hazine adına tesbit edildiği, arazi kadastro tesbitinin itirazsız kesinleşerek 08.06.1993 tarihinde tapuya
tescil edildiği, davacı gerçek kişilerin tesbit tarihinden önce yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu iddiasıyla tapu iptal tescil davası açtığı davanın kabulüne ilişkin mahkemenin 01.11.2001 ... ve 1998/534-454 sayılı kararının, davalı yönetimler tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından yukarıda anlatılan nedenlerle bozulduğu, bozma kararının taraflarına tebliğ edildiği, karar düzeltme talebinde bulunulmadığı, mahkemece hükmüne uyulmak suretiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, bozma kararında söz edildiği halde, taşınmazın fotoğrafları çekilmemiş, üzerindeki bitki örtüsü detaylı olarak belirlenmemiş, uygulanan memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajmanın tarihi bildirilmemiş, vergi kayıt miktar fazlası belirlenmemiştir.
Ancak, çekişmeli taşınmazın GEEAYK nun 13.11.1982 ... ve A-4020 sayılı kararı ile 3. derece arkeolojik ve 3. derece doğal sit, Kültür ve Turizm Bakanlığı Muğla Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 24.07.2004 tarih ve 3549 Sayılı Kararı ile de I. Derece doğal sit, III. Derece arkeolojik sit alanı olarak belirlendiğine, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun 11. maddesine, 5226 Sayılı Yasa ile yapılan ekleme ile “sit alanlarının” zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği esası kabul edildiğine,
H.G.K.'nun 10.05.2006 ... ve 2006/8-246 Esas 2006/290 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere bu yasa kamu düzeni ile ilgili olup, değişiklik yasası ile birlikte henüz kesinleşmemiş olan davalara da uygulanacağına göre karar sonuç itibariyle doğrudur.
Açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 09/11/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.