Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.12.2004 tarih ve 2004/6868 -12925 sayılı bozma kararında özetle. "1990 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında ..., ... Köyü 123 ada 9 sayılı parsel, 18.541.150 m2 yüzölçümlü olarak orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş ve itirazsız kesinleşmesi üzerine tapuya kayıt edilmişse de aslında dava konusu taşınmazın ... İlçesi ...
Köyünün idari sınırları içinde kaldığı halde 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda ... İlçesi, ... çalışma alanında gösterilerek işlem yapıldığı anlaşılmaktadır. Aynı maddenin 4. fıkrasında “kadastro ekibi; kadastro çalışma alanı sınırının tespitinde il ve ilçelerin belediye sınırları ile köy sınırlarını dikkate alır.
Bu sınırlar mahalle, belediye, köy idari sınırları sayılmaz” yine 6831 Sayılı Yasanın 5/1. maddesi hükmüne göre orman sınırlaması yapılıp bitirilen köy ve beldelere ait işlemler valinin onayına sunulduktan sonra kadastro tutanak örnekleri haritaları ile birlikte orman kadastro komisyonlarınca ilgili köy ve beldelerin uygun yerine asılmak suretiyle ilan edilir.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının 5. maddesi gereğince çalışma alanında işe başlanılmadan önce hukuk mahkemelerinde, bu alandaki taşınmazlar hakkında görülmekte olan kadastro ile ilgili davaların listesi kadastro müdürlüğünce kadastro teknisyenliğine verilir. Bu listedeki davalı taşınmazların tespiti yapılınca, bunlarla ilgili tutanakları kadastro mahkemesine gönderir.
Somut olayda, ... Köyü 123 ada 9 sayılı parselin temyiz ve davaya konu bölümü hakkında kadastro tespit tutanağının düzenlendiği 08.11.1990 tarihinden önce ... Asliye Hukuk Mahkemesinde 19.06.1990 tarihinde açılan ve 3402 Sayılı Yasanın 5, 26/c ve 27. maddeleri gereğince kadastro mahkemesine devri gereken tescil davası bulunduğu halde, bu dava dosyasının listesi ...
Mahkemesinden istenip, kadastro teknisyenliğine bildirilmemiş olduğundan, 123 ada 9 sayılı parselin tespit tutanağı kesinleştirilip, tapuya tescil edilmişse de, davanın varlığı tutanağın dolayısıyla orman kadastrosunun kesinleşmesini önleyeceğinden, parselin davalı olan bölümü yönündeki kesinleştirme yok hükmünde olup, maddi anlamda kesinleşme sayılmaz. Bu durumda orman ve arazi kadastrosuna itiraz niteliğindeki ...
Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen tescil davası karara bağlanmış, Yargıtay denetiminden geçerek 18.02.1999 tarihinde kesinleşmiştir.
Diğer taraftan ... Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 1995/273-1998/300 sayılı tescil davası ile eldeki davanın tarafları, konusu ve dava sebepleri aynı olduğu, bu davada çekişmeli parsel bölümünün orman olmadığı da belirlenmiş olduğundan, H.Y.U.Y.nın 237. maddesi gereğince kesin hüküm bulunmaktadır. Artık kadastro mahkemesinin yapacağı işlem de kalmamıştır. Kesin hüküm, mahkemeleri, davanın taraflarını, cüzi ve külli haleflerini (akdi ve ırsi ardıllarını) bağlar.
Somut uyuşmazlıkta H.Y.U.Y.nın 237. maddesinde düzenlenen kesin hükmün koşulları gerçekleştiği, hal böyle olunca, davanın kesin hüküm sebebiyle kabulüne karar verilmesi gereğine" değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, (B) ile gösterilen 50979.51 m2'lik kısmın tapusunun iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tapu iptali ve tescili niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar yasasının değişik 13/j maddesi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 16/10/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.