KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/10835 E., 2006/12852 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.186 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayılı yazılı hükmün; Dairemizin 17/04/2006 gün ve 2006/2465-5116 sayılı ilamıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
KARAR
... Köyü 328 parsel sayılı 7100 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, yörede 1967 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında ... adına tespit edilmiş ve ... Tapulama Mahkemesinin 1968/144-1969/132 sayılı kararı ile hükmen davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş olup, halen tapuda aynı şekilde kayıtlıdır. Davacı ..., taşınmazın evveliyatının orman olduğu ve 2/B ile orman sınırları dışına çıkarılan alanda kaldığı ve özel mülkiyete konu olamayacağı iddiası ile dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve (A) ile gösterilen 5340 m2 yüzölçümündeki bölümün ... adına, (B) ile gösterilen 1780 m2 yüzölçümündeki bölümün davalı ... mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmekle dairece onanmıştır. Bu kez, davacı ... vekili kararın düzeltilmesini istemektedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde ilk orman tahddi 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmıştır. Daha sonra 1979 yılında 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1990 yılında 2/B uygulaması yapılmış ve kesinleşmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan bilirkişi raporunda çekişmeli parselin (A) ile gösterilen 5340 m2 yüzölçümündeki bölümünün 2/B alanında, (B) ile gösterilen 1780 m2 yüzölçümündeki bölümün orman sınırları dışında bırakılan yer olduğu belirtilmişse de, bilirkişi raporuna eklenen krokili raporda, çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan tahdit haritasındaki konumu açıklanmamış, orman kadastro tutanaklarındaki tarifler ile ölçü değerlerinin zemine ne şekilde uygulandığı yolunda da Yargıtay denetimine açık olacak biçimde bilgi verilmemiştir.
Kesinleşen orman kadastro sınırlarını hiçbir merci ve makamın aplikasyonla bile olsa değiştirme yetkisinin bulunmadığı, aplikasyonun ilk orman sınırlandırmasına uygun olma zorunluluğu göz önüne alındığında, Yargıtay denetimine açık olmayan ve ilk tahdit haritası ile irtibatlandırılmayan krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz.
Ayrıca ..., 3402 Sayılı Yasanını 12. maddesinin 3. bendinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan ,taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olduğu iddiası ile her zaman dava açabilir. Başka bir anlatımla; dava, yalnızca 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan bölüm hakkında değildir.
Çünkü, yörede ilk orman tahdidi 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmıştır ve bu yasaya göre yapılan tahditlerde sadece devlet ormanları belirlenmiş olduğundan, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşan kesinleşmiş tahdit haritaları sınırlarına göre orman sınırı dışında kalan taşınmazların, orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta bu haritalar yeterli değildir.
Bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerekir.Bundan ayrı, 3116 sayılı yasa hükümleri gözetilerek yapılan ilk orman kadastrosundan sonra yörede yapılan çalışmalarda, orman kadastro komisyonlarına , her hangi bir nedenle devlet ormanları dışında bırakılmış ormanların kadastrosunun yapılması hususunda yetki verilmiş ancak, bu yetki kullanılmamış olsa bile,
hazinenin çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu yolunda iddida bulunması durumu sözkonusu olduğundan taşınmazın 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre durumunun belirlenmesi gerekir.Anılan hususlarda araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı , dairece hükmün onanması maddi yanılgıya dayalıdır.
4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme gerek olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilmiş ormanların bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş ve iadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece öncelikle “orman sınırlandırılması 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan yapıldığından; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasaya göre yapılarak kesinleşen ilk orman kadastrosuna, daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması ve1990 yılında yapılan 2/B uygulaması çalışmasına ilişkin aslına göre renklendirilmiş ve orman sınır noktalarının açıkça okunabildiği onaylı orman kadastro haritaları ile tutanakları,
dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ait en eski tarihli memleket haritasının orjinalinden renkli fotokopisi hava fotoğrafları ve amenejman planı bulundukları yerden getirtilerek dosya içine konulmalıdır.
Daha sonra, mahkemece önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ile yeteri kadar harita mühendisi ya da fen ehlinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yapılacak keşifte 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılarak kesinleşen orman kadastro haritası ve tutanakları, yerel bilirkişilerin yardımı ve uzman bilirkişilerin eliyle, ilk orman kadastrosundaki ölçü teknikleri ile ve eski tarihli memleket haritasında bulunan sabit noktaların bulundukları yerler zeminde tespit edilip,
orman sınır noktaları birer birer arazide bulunarak orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattı belirlenmelidir.
Orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunmaması halinde ise, nedeni üzerinde durularak yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri saptanmalı, zeminde bulunamayan noktaların yerleri, zeminde halen var olan ve en yakın sabit orman sınır noktaları esas alınarak ve bu noktalardan hareketle yine orman kadastro tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattına göre birer birer arazide bulunup röperlenmeli, memleket haritası örneği üzerinde gösterilmelidir.
1942 yılı orman kadastro tutanak ve haritası zemine uygulandıktan sonra aynı yöntemle 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ve1990 yılında yapılan 2/B uygulaması çalışmasına ilişkin çalışma tutanak ve haritası uygulanmalı, memleket haritası üzerinde gösterilmelidir.
Bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ilk orman kadastrosuna ve daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ve1990 yılında yapılan 2/B uygulaması çalışmasına ilişkin tutanak ve haritalara göre konumunu gösteren ve bu belgelerle irtibatlı ve ayrı renklerde işaretli, orman kadastro haritaları arazi kadastrosu ile ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmiş kroki çizdirilmeli, taşınmazın orman kadastrosuna göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
Eğer taşınmazların tamamının veya bir kısmının tahdit sınırları dışında kaldığı saptanırsa, eski memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenejman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 22.02.2005 gün ve 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli;
fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmelidir.
Bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın ilk orman kadastrosuna ve daha sonra aplikasyon 2. madde ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalara göre konumunu gösteren ve bu belgelerle irtibatlı ve ayrı renklerde işaretli, orman kadastro haritaları arazi kadastrosu ile ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmiş kroki çizdirilmeli, çekişmeli taşınmazın konumu çevre parsellerle birlikte orijinal renkli memleket haritası örneği üzerinde konumu gösterilerek rapora ekletilmelidir. Anılan yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, ... vekilinin karar düzeltme istemi yerindedir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/10835, K. 2006/12852, 6 Ekim 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama