KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/11008 E., 2006/13825 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
524 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30.09.2002 tarih 2002/5512-7400 sayılı bozma kararında özetle: "Çekişmeli ...
Köyü 137 ada 855 parselin 1946 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakıldığı, 1997 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sırasında tekrar orman sınırı içine alınmışsa da davacı tarafından kadastro mahkemesinde açılan 1998 tarih 10 sayılı orman tahdidine itiraz davası sonunda taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılıp kararın kesinleştiği, davacı bu kez orman sınırı dışına çıkarılan yerde Ekim 1934 tarih 12 nolu tapu kaydına dayanarak adına tescil istemişse de, tapu kaydının uygulanmadığı, başka parsellere revizyon görüp görmediğinin araştırılmadığı,
değişir sınırlar içeren tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamının belirlenmediği, tüm deliller toplanarak tescil koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, 13.08.2003 tarihli bilirkişi raporunda 8000 m2 taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 06.08.1997 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın mahkeme kararı ile orman kadastro sınırları dışında kaldığı ve zilyedlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle 855 parsel numaralı orman niteliğindeki taşınmazın tapu kaydının 8000 m2 bölüm için iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmişse de, yapılan inceleme hükme yeterli değildir ve önceki bozma kararı gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz kadastro mahkemesinin 1998/10-53 sayılı kararı ile orman sınırı dışında bırakılmışsa da bir yerin orman sınırı dışında kalması ile zilyetlikle edinme koşullarının oluşmuş olması birbirinden farklı olgulardır.
11.08.2003 tarihli keşifte beyanına başvurulan yerel bilirkişi taşınmazın 60 yıl öncesinde karasabanla sürüldüğünü, ancak yüksek eğim nedeniyle traktör çıkınca sürülemediğini, otlak olarak kaldığını bildirmiş, ... uzmanı bilirkişi de benzer açıklamada bulunarak eğimin % 35 civarında olduğunu, halen orman niteliğinde bulunduğunu açıklamıştır. Yani taşınmazda 3402 Sayılı Yasının 14 ve 17. maddelerinde öngörüldüğü şekilde süregelen bir zilyetlik bulunmamaktadır.
Bu durumda ancak davacının tutunduğu tapu kaydının taşınmaza uyması halinde davanın kabulüne karar verilebilir. Ancak, 30.09.2002 tarihli bozma kararında tapu uygulamasının yetersizliği vurgulandığı halde, bu konuda yeterli araştırma yapılmamıştır.
O halde, mahkemece öncelikle çekişmeli taşınmaza komşu 137 ada 186, 187, 73 ve 79 parsellerin kadastro tespit tutanakları ile varsa dayanağı olan kayıt ve belgeler getirtilmeli, davacının tutunduğu Ekim 1934 tarih 12 numaralı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren getirtilerek yerine uygulanmalı, kadastro sırasında başka parsellere revizyon görüp görmediği araştırılmalı, kaydın uyması halinde doğusunun orman okuduğu ve fiilen sınırda "...
Devlet Ormanı" bulunduğu gözönünde bulundurularak değişir sınırlı kaydın miktarı ile geçerli olacağı düşünülmeli ve tapu uygulamasını da gösteren, orman kadastro haritası ile kadastro paftasının birbirine aplike edildiği birleşik kroki hazırlattırılmalı, böylece keşfi izleme imkanı sağlanmalı, bundan sonra elde edilecek tüm delillere göre karar verilmelidir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/11008, K. 2006/13825, 17 Ekim 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama