Kadastro sırasında ... ... Köyü 102 ada 6 parsel sayılı 32.591,15 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına, 102 ada 5 parsel sayılı 6.577,20 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 08/10/1943 tarih 2 sıra nomuralı tapu kaydı uygulanarak tarla niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle toplam 3 pay itibariyle 1/3 payı ... Basmacı, 1/3 payı ... Basmacı, 1/3 payı ... kızı ... adlarına tespit edilmişlerdir.
Davacı ..., ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak 102 ada 4, 6 ve 9 parsel sayılı taşınmazların ... Basmacı mirasçıları adlarına tapuya tescili istemiyle eldeki davayı, satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak 102 ada 5, 104 ada 70 ve 72, 105 ada 4 ve 30, 109 ada 12 ve 16 parsellerin 1/2 payının kendisi, 1/2 payının ... Basmacı adına tapuya tescili istemiyle Kadastro Mahkemesinde 1993/265 esas sayılı davayı açmıştır.
102 ada 4, 6 ve 9 parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan davanın devamı sırasında davacı ..., 102 ada 4 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davadan vazgeçmiştir. Mahkemece, 102 ada 4 ve 9 parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan davanın vazgeçme nedeniyle reddine, 102 ada 6 parselin kadastro tespitinin iptal edilerek ... Basmacı mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmesi üzerine bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05/02/2002 gün ve 503- 796 sayılı bozma kararında özetle.
"102 ada 6 parselin kadastro tespit tutanağında orman ağaçları olduğundan söz edilerek orman niteliği ile Hazine adına tespit edildiği halde mahkemece yapılan keşifte tutanak bilirkişilerinin ve davacının zilyetlik tanıklarının dinlenmemesi, ziraat mühendisinden rapor alınmamasının usulsüz olduğu, orman mühendisi, ziraat mühendisi ve ... belirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yeniden keşif yapılması, taşınmazın kesinleşen tahdit haritası, memleket haritası ve ... fotoğrafındaki konumunun belirlenmesi, davacı tanıkları ve tutanak bilirkişilerinin dinlenmesi, ziraat mühendisinden rapor alınması,
taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde zilyetlikle kazanma koşullarının araştırılması, davalı yerin batı sınırında bulunan 102 ada 5 parsel hakkındaki derdest davanın eldeki dava ile birleşitrilmesi, oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra 102 ada 5 parsel hakkındaki dava, Kadastro Mahkemesinin 1993/265 esas sayılı dosyasından ayrılarak eldeki dava ile birleştirilmiştir.
Davanın devamı sırasında Orman Yönetimi, 102 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davaya harçlı katılmıştır. Mahkemece, dava konusu 102 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı ... ve katılan davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiriz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, mahkemece.
20. Hukuk Dairesinin 05.02.2002 gün 503-796 sayılı bozma ilamına uygun olarak ... ... köyünde oturan kadastro tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlendiği, ... ... köyünden başkaca tanık dinlenmediği böylelikle, HYUY’nın 28. ve devamı maddelerinde düzenlenen reddi hakim şartlarının gerçekleşmediği ve uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada 102 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tamamının, 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün orman tahdidi dışında kalan yerlerden olduğu,
kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağına, ...
Basmacı ve mirasçılarının 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tahdit dışında kalan bölümü üzerinde kadastro tespit tarihine kadar 20 yıl süreyle zilyet bulunduklarının ispatlanamadığı anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 21.09.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.