KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/12722 E., 2006/12974 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.065 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve ...-... Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... İlçe Merkezi ... mevkiinde bulunan toplam üç parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre müvekkili adına tescilini istemiştir.
Davanın devamı sırasında ...; çekişmeli taşınmazların güneyinde arazi yolu bulunduğu, yolun kadastro dışı bırakılması istemiyle davaya katılmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişi raporunda 1, 2 ve 3 numara ile işaretlenen sırasıyla 3.506,04 m2, 4.493,89 m2 ve 11.805,56 m2 yüzölçümündeki taşınmazların davacı adına tapuya tesciline, 2 numara ile işaretlenen taşınmazın güneyinde bulunan yola yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm Hazine ve ...- Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 1964-1967 yıllarında yapılmış ve sonuçları 01.07.1967-31.07.1967 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hükme yeterli değildir.
Hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda; çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmış ise de, Dairemizin geri çevirme kararı üzerine fen bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ekindeki aplikeli memleket haritasında, çekişmeli taşınmazlardan 3 numaralı yer yeşil renkli alanda işaretlenmiş olup, çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde duraksama olmuştur.
Diğer taraftan, hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazların fen bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ekindeki koordinatlı krokisi ile memleket haritasının ölçeklerinin eşitlenip birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli ve komşu taşınmazların orijinal renkleri ve işaretleri içeren memleket haritasındaki konumları saptanmamıştır.
Bu durumda, karara dayanak alınan uzman bilirkişi raporu çekişmeli yerlerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Bundan ayrı, Kadastro Müdürlüğünce çekişmeli taşınmazın 1967 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında “hali arazi” olduğundan kadastro dışı bırakıldığı açıklanmıştır.
Ancak, hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda taşınmazların arazi kadastrosu sırasında taşlık ve çalılık yerlerden olması sebebiyle kadastro dışı bırakıldığı, 1956 basım tarihli memleket haritasında taşlık ve çalılık alan olarak gözüktüğü, 1976 basım tarihli memleket haritasında ise açık alan olarak gözüktüğü ifade edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yere ilişkin orijinal kadastro paftası getirtilmemiş, taşınmazların hangi sebeple kadastro dışı bırakıldıkları belirlenmemiştir. Bu durumda, çekişmeli taşınmazların hangi sebeple kadastro dışı bırakıldığı yönünde duraksama olmuştur.
O halde; mahkemece, 1956 ve 1976 tarihli memleket haritası ve en eski tarihli hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi, bulunamadığı takdirde üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; taşınmazların eğimi, eğim ölçer kullanılarak belirlenmeli, tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K..
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli;kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp;
orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği, çekişmeli taşınmazların hükme dayanak yapılan fen bilirkişi raporunun ekindeki koordinatlı krokisinin ölçeğine, yine koordinatlı krokinin ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra,
her iki harita birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı çekişmeli taşınmazlar mahkeme hakimince gözlemlenmeli, taşınmazlar üzerinde neler bulunduğu keşif tutanağına yazılmalı, böylelikle çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesin olarak tespit edilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının (Medeni Yasanın 713, 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerindeki şartların) araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte imar ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli, çekişmeli yerlerin öncesinin ne olduğu, imar ihyanın hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyetliğin nasıl ve hangi tarihten başlayıp kimler tarafından, kaç yıl, ne şekilde sürdürüldüğü, davacının bağımsız 20 yıl zilyetliğinin bulunup bulunmadığı sorulup, yeterli ve kesin yanıtlar alınmalıdır.
Ayrıca, bu taşınmaz tapulama dışı bırakıldığına göre, tapulama paftası ile komşu parsellerin tümünün tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, ne sebeple tapulama dışı kaldığı araştırılıp, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri ve zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmeli,
komşu taşınmazların dayanak belgelerinin çekişmeli taşınmaz yönünü orman olarak okuması veya taşınmazın orman olduğundan kadastro dışı bırakıldığının belirlenmesi halinde yörede halihazırda orman kadastrosu yapılmadığından orman kadastrosunun yapıldığı tarihe kadar çekişmeli taşınmazın orman sayılacağı, ormanlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi nereye kadar ulaşırsa ulaşsın hukuken değer taşımayacağı, Yargıtay H.G.K.nun 24.10.2001 gün, 2001/8-464/751 ile 12.05.2004 gün 2004/8-242-292 sayılı kararlarının da bu yönde olduğu gözetilmelidir.
Toprak bilgisine sahip tarım uzman bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif toprak numuneleri alınıp, ilgili kurumda incelettirilip, tarım toprağı olup olmadığı ve tarım toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu yolda, bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmelidir.
3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamalar nedeniyle davacının dava tarihine kadar bağımsız 20 yıllık zilyetliğinin bulunmaması halinde eklemeli zilyedinin de (bayiinin de) ad ve soyadı nüfus kaydına uygun olarak yazılarak aynı çalışma alanı içerisinde zilyetlik yolu ile kazandıkları toprak bulunup bulunmadığı; varsa, cinsi ve miktarı Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı da Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorularak, anılan maddede vurgulanan 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanmalı, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/12722, K. 2006/12974, 6 Ekim 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama