KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/13395 E., 2006/15042 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Kasım 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.249 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki “TAPU İPTALİ VE TESCİL ” davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda ... ve sayılı yazılı hükmün; Dairemizin “04/1/2006” ... ve “2005/11186-2006/214 EK.” sayılı ilamıyla “ONANMASINA” karar verilmiş, süresi içinde “DAVALI ... VEKİLİ” tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ..., ... Köyü (Dont Köyü) Gökatan mevkii 2275 parsel sayılı taşınmazın, yörede 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bulunduğu iddiasıyla tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu parselin 05.11.2004 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 1766.11 m2 bölümünün tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davalının bu bölüme ilişkin el atmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm ... ve davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmekle dairece onanmıştır. Bu kez davalı ... vekili kararın düzeltilmesini istemektedir
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde alan taşınmazın tapu kaydının iptali ile tescili ve el atmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3116 sayılı yasa hükümlerine göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 1/2/1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen herhangi bir nedenle sınırlaması yapılmamış ormanların orman kadastrosu ve ilk tahdidin aplikasyonu ile 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu parselin 05.11.2004 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 1766.11 m2 bölümünün orman sınırları içinde olduğu belirtilmişse de, bilirkişi raporuna eklenen krokide, çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan tahdit haritasındaki konumu açıklanmamış,daha sonra yapılan çalışmalarda çekişmeli taşınmazla ilgili ne gibi işlem yapıldığı hususlarında ve orman kadastro tutanaklarındaki tarifler ile ölçü değerlerinin zemine ne şekilde uygulandığı yolunda Yargıtay denetimine açık olacak biçimde bilgi verilmemiştir.
Kesinleşen orman kadastro sınırlarını hiçbir merci ve makamın aplikasyonla bile olsa değiştirme yetkisinin bulunmadığı, aplikasyonun ilk orman sınırlandırmasına uygun olma zorunluluğu göz önüne alındığında, Yargıtay denetimine açık olmayan ve ilk tahdit haritası ile irtibatlandırılmayan krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz.
Ancak, 3116 Sayılı Yasanın 5. ve 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi ve devamındaki hükümlere göre “Devlet ormanlarının ve bu ormanlarla içinde ve bitişiğindeki otlak, yaylak, kışlak sulak ve diğer ormanlar ve her nevi arazi ile sınırları tesbit olunarak sınırlamasının, orman tahdit komisyonlarınca yapılacağı” öngörülmüş ve 6831 Sayılı Yasanın 10. maddenin ikinci fıkrasında “tahdit edilen Devlet ormanlarının adı, ağaç çeşitleri ve komşu gayrimenkulun cinsi, sahiplerinin adı ve soyadının yazılacağı açıklanarak köy veya belde sınırları ile bağlı kalınmadan SERİ BAZINDA ORMAN KADASTROSUNA olanak tanıdığı halde,
1744 Sayılı Yasanın 1. maddesiyle değiştirilen 6831 Sayılı Yasanın 8/3 maddesi “belde ve köy sınırları esas alınmak suretiyle bu sınırlar dahilinde kalan bütün ormanları kapsayacak şekilde orman kadastrosunun yapılacağı” kuralı getirilmiş ve bu yasaların uygulanmasına ilişkin yönetmeliklerde de uygulamanın nasıl yapılacağı ayrıntılarıyla açıklanmıştır.
Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinde;Yürürlükten kaldırılan 3116 Sayılı Yasanın 5 ve devamı maddeleri ile 6831 Sayılı Yasanın değiştirilmeden önceki 7 ve devamı maddeleri gereğince ilçe ve köy idari sınırları ile bağlı kalınmaksızın seri usulüne göre devlet ormanlarının kadastrosu yapılması öngörüldüğü, 6831 Sayılı Yasanın kimi maddelerini değiştiren 1744 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 04.07.1973 tarihinden sonra belde ve köy idari sınırları esas alınmak suretiyle bu sınırlar içinde kalan tüm ormanları kapsayacak biçimde orman kadastrosunun yapılmasının zorunlu hale getirildiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Ayrıca, 08/11/1985 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3234 sayılı orman genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamenin değiştirilerek kabulü hakkında kanunun 8. maddesine göre “Ormanların kadastrosunun yapılmasına, orman sınırları dışına çıkarılacak sahaların tespit ve değerlendirilmesine ait iş ve işlemlerini yürütmek” Orman Genel Müdürlüğü, Kadastro ve Mülkiyet Dairesi Başkanlığına aittir.
6831 sayılı Orman Kanununun 7. maddesinde “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2 nci madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fenni hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.”denmiş olup,Orman kadastro komisyonlarının ataması ise, 6831 sayılı orman kanununa göre orman kadastrosunun uygulanması hakkında yönetmelik hükümlerine göre yapılır.
Orman kadastro komisyonları, 6831 sayılı orman kanununa göre orman kadastrosunun uygulanması hakkında yönetmeliği çerçevesinde kendilerine verilen işlerle sınırlı olarak çalışmalarını yapar, kendilerine verilmeyen işlerde yetki aşımı suretiyle çalışma yapamazlar.
Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek, öncelikle; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasaya göre yapılarak kesinleşen ilk orman kadastrosuna, daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulamasına 01/02/1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen herhangi bir nedenle sınırlaması yapılmamış ormanların orman kadastrosu ve ilk tahdidin aplikasyonu ile 2/B madde uygulaması çalışmasına ilişkin aslına göre renklendirilmiş ve orman sınır noktalarının açıkça okunabildiği onaylı orman kadastro haritaları ile tutanakları,
dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ait en eski tarihli memleket haritasının orjinalinden renkli fotokopisi hava fotoğrafları bulundukları yerden getirtilerek dosya içine konulmalıdır. Daha sonra, mahkemece önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ile yeteri kadar harita mühendisi ya da fen ehlinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yapılacak
keşifte 3116 Sayılı Yasaya göre yapılarak kesinleşen orman kadastro haritası ve tutanakları, yerel bilirkişilerin yardımı ve uzman bilirkişilerin eliyle, ilk orman kadastrosundaki ölçü teknikleri ile ve eski tarihli memleket haritasında bulunan sabit noktaların bulundukları yerler zeminde tespit edilip, orman sınır noktaları birer birer arazide bulunarak orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattı belirlenmelidir.
Orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunmaması halinde ise, nedeni üzerinde durularak yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri saptanmalı, zeminde bulunamayan noktaların yerleri, zeminde halen var olan ve en yakın sabit orman sınır noktaları esas alınarak ve bu noktalardan hareketle yine orman kadastro tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattına göre birer birer arazide bulunup röperlenmeli, memleket haritası örneği üzerinde gösterilmelidir.
3116 sayılı yasaya göre yapılan orman kadastrosuna ilişkin orman kadastro tutanak ve haritası zemine uygulandıktan sonra aynı yöntemle daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması ,1/2/1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen herhangi bir nedenle sınırlaması yapılmamış ormanların orman kadastrosu ve ilk tahdidin aplikasyonu ile 2/B madde uygulamasına ilişkin çalışma tutanak ve haritası uygulanmalı, memleket haritası üzerinde gösterilmelidir.
Bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ilk orman kadastrosuna ve daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ve1990 yılında yapılan 2/B uygulaması çalışmasına ilişkin tutanak ve haritalara göre konumunu gösteren ve bu belgelerle irtibatlı ve ayrı renklerde işaretli, orman kadastro haritaları arazi kadastrosu ile ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmiş kroki çizdirilmeli, çekişmeli taşınmazın İLK ORMAN KADASTROSU SIRASINDA MI,
APLİKASYON SIRASINDA MI ,YOKSA HERHANGİBİR NEDENLE İLK ORMAN KADASTROSUNDA ORMAN SINIRI DIŞINDA KALMIŞ ORMANLARIN KADASTROSU İÇİN VERİLEN YETKİYE DAYANILARAK MI ORMAN SINIRI İÇİNE ALINDIĞI KESİN OLARAK BELİRLENEREK, çevre parsellerle birlikte orijinal renkli memleket haritası örneği üzerinde konumu gösterilmek suretiyle rapora ekletilmeli, taşınmazın orman kadastrosuna göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
Orman kadastro komisyonlarının, 6831 sayılı orman kanununa göre orman kadastrosunun uygulanması hakkında yönetmeliği çerçevesinde kendilerine verilen işlerle sınırlı olarak çalışmalarını yapacağı ve kendilerine verilmeyen işlerde yetki aşımı suretiyle çalışma yapamayacağı gözetilerek, 3116 sayılı yasaya göre yapılıp kesinleşen ilk orman kadastrosunda çekişmeli taşınmazın orman sınırı dışında bırakıldığı ,ancak daha sonra yapılan çalışmada ise , orman kadastro komisyonunun yetkisi olmadığı halde orman sınırı içine alındığı saptandığı taktirde,orman yönetiminin davasının reddine karar verilmelidir.
Anılan yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, davacı vekilinin karar düzeltme istemi yerindedir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2006/13395, K. 2006/15042, 10 Kasım 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama